Pages

18 Aralık 2012 Salı

[1. Bölüm] - 규진의 드림 - Gyujin'in Hayali


O uyuzun iyi olduğu her şeyde daha iyi olmam gerektiğini biliyordum. Daha çok takdir edilmeyi ben hak ediyordum çünkü. Niye mi? Ben her zaman en iyisiyim de ondan!

Daha yakışıklı olan bendim bir kere. Hem de doğduğum andan beri. Benden 3 gün önce doğmuştu, üç gün krallığını yaşamıştı ve tarafımdan tahtından indirilmişti. Evet... O bir devrik kraldı. Aslında kral kelimesi ile aynı cümlenin içinde kullanmazdım onun ismini. Sadece durumun ciddiyetini biraz daha anlayabilin diye söyledim. Lafın gelişi... Evet, o kadar nefret ediyorum senden Lee!

Hayatımın en önemli amacı gezegenin başka bir köşesinde doğmuş olmasını çılgınca dilediğim Lee'yi her konuda geçmek. O yürümeye başlamadan yürümek, o ilk kelimesini söylememişken yarım yamalak da olsa bir şeyler gevelemek, ilk önce okumayı öğrenmek, ikimizin de oyuncusu olduğu basketbol takımının kaptanı olmak, liselerarası şarkı yarışmasında okulu temsil edip birincilik almak... Bunların hepsi, evet tamamını ben başardım. Her seferinde onu geçtim. Geçmeliydim... Çünkü ben en iyisiydim.

Bugüne kadar tek bir konuda alt etti beni... Tek bir sefer.

Eun Ji...

Onu tercih etti... Beni değil... Onu istedi.

Ve ilk öpücüğünü ona verdi... Bir daha ilk öpücüğü olmayacak...

Ben...

En kıymetli öpücüğünü armağan ettiği  erkek olma şansını sonsuza kadar yitirdim...

Okula lise son sınıfın başında İzmir'deki bir okuldan transfer olmuştu Eun Ji. Kıyı şehirlerde yaşayan kızlara özgü güzel, bronz teninin ışıltısı, rüzgar estikçe sınıfın her köşesine deniz kokusu yayan siyah uzun saçları ve bacakları... İlk gördüğümde aşık olmuştum ona.

O güne kadar kızların ilgisine benim için yeterince iyi olmadıklarını düşündüğüm için ilgisizlikle karşılık vermiştim. Hatta çoğuna karşılık dahi vermeye tenezzül etmediğim için okuldaki lakabım Gu Jun Pyo'ydu. Oysa ben Lee Minho'dan daha yakışıklıydım. Hala da öyleyim!

Benim Eun Ji'm; White Day'de kilo almamak için bir tanesini bile yemeyip, hiçbir kızın hayallerini süsleyen erkek olmayı becerememiş sivilceli sınıf arkadaşlarıma verdiğim çikolataları kucağıma atıp kulaklarına kadar kızarmış kaçan kızlarla karşılaştırıldığında ergen erkeklerin hayallerini süsleyen Tanrıça Lee Hyori gibi görünüyordu.

Her ne kadar kendime yakıştıramasam da evet ben de bir zamanlar ergendim. Ama o günler geride kaldı. Artık 21 yaşında* yetişkin bir erkeğim.

*Kore yaşıyla 21, dünyanın geri kalanına göre 19

Cesaretimi toplayıp onunla konuşmaya İngilizce kursunun önüne gittiğim gün saçlarımın yataktan kalkmışım da hiç taramadan sokağa çıkmışım gibi görünmesi için tam bir saat jölelemiştim. Dağınık saçlarımla desteklediğim dünya yıkılsa umursamayacak, yaramaz çocuk imajım bu zamana kadar kızların kalbini çalmamda bana çok yardımcı olmuştu. Eun Ji'de de işe yarayacağını umuyordum.

Mağazaların vitrinlerinden kendimi kontrol ede ede yürüdüm. Kursun verildiği binanın önüne gelince belediyenin koyduğu banka oturup beklemeye başladım. Sonra Beşiktaş Belediyesi yazan bir bankta otururken pek de cool görünmediğimi fark ettim ve kurs binasına sırtımı dönüp bankın arka kısmına dayandım. Ayağımın birini de hafifçe kaldırıp bankın oturulacak yerine koydum. Sol elim cebimde gayet etkileyici görünüyor olmalıydım.

Eun Ji'nin çıkış saati geldiğinde akıllı telefonumun devasa ekranını yansıtıcı yüzey olarak kullanıp arkamda kalan binanın kapısını kontrol etmeye başladım. O, siyah saçlarını savurarak dışarı çıktığı anda beni görecek ve ben de havalı bir şekilde arkamı dönecektim. İşte tam o anda Eun Ji'nin içinde beni reddetmek isteyecek küçük bir kırıntı varsa eğer onu da öldürmüş olacaktım.

Ama... Gözlerim miydi beni yanıltan yoksa telefonun ekranı mı?

Eun Ji kapıdan çıktı. Bir erkeğin kolunda!

Arkamı döndüm... O erkek cehennemin dibine giresi Lee'ydi!

Bankın arkasına saklanışım ve o ikisinin arkasından hayal kırıklığı ve hüzüne boğulmuş halde ezik ezik bakışımdan bahsetmeyeceğim. Hele öfke yüzünden mi, yoksa üzüntüden mi hala çözemediğim gözyaşlarımdan asla...

Zaaflarımı tek başımayken bile yüksek sesle söylemem çünkü.

Lee... Her şeyde ezip geçtiğim Lee, sırf benden daha önce davrandı diye ilk aşkımı benden çalmıştı! Önce ben söyleseydim her şey farklı olurdu, eminim...


Eun Ji... Güzel tenli, ipek saçlı, uzun bacaklı sevgilim... Sevgilim?.. O pislikle kol kola yürürken arkandan baktım ve yemin ettim. Seni alacağım! Günü gelecek elbet. Şimdi değil... Henüz erken... O aşağılığı en çok acıtacak zamanda alacağım seni! Benim hissettiklerimin çok daha kötüsünü hissettireceğim ona!

Yemin ettim! Hayatımda en çok istediğim şeyi benden çalan o herifin istediği her şeyi çalacağım! Eskiden olduğu gibi hep ondan daha yukarıda olacağım! Bunun için ödemek zorunda olduğum bedelin büyüklüğü umurumda değil.
***
United Entertainment'ın elemesine katılmaya ettiğim yemin yüzünden karar verdim. Lee'nin Kore'ye gidip şarkıcı olmak hayaliyle yanıp tutuştuğunu uzun zamandır biliyorum. Büyük bir şirketin çok-uluslu bir kpop grubu kuracağını duyunca tepkisiz kalamayacağından adım gibi emindim. Nitekim ufak bir araştırma sonucunda yanılmadığımı, o sümsüğün yıldız olma hayaliyle dünyanın öbür ucundaki minik ülkenin başkentine; Seul'e gideceğini, hangi gün hangi havayoluyla yolculuk edeceğini bile öğrendim.

Mahallemiz küçük. Haberler çabuk yayılıyor Lee...

Aklındakilerden kimseye bahsetmemen gerektiğini hiçbir zaman öğrenemeyeceksin, biliyorum. 
Her seferinde en gizlide kalmış hayallerini duyacağımdan ve seni gölgede bırakmak için bir adım önde olacağımdan emin olabilirsin.

***

Mahallecek Lee'yi havaalanına iyi dileklerimiz ve dualarımız eşliğinde yolladıktan sonra aceleyle evden çıktım. Aptal herif! Bir türlü annesinden ayrılamadığından planladığım saatten 30 dakika daha geç yola çıktı.

Uzun vadeli intikam planımda her bir dakika önemli, her adım hesaplıca atılmalı...

Annemle babamı yarım yamalak kucaklayarak son bir defa tembihledim:
-Sakın! Kimseye bahsetmeyin! 
-Ama oğlu--
-Ve itiraz istemiyorum! Sizin oğlunuz benim! O sümsük değil!
-...
-Kendine iyi bak evlat... Umarım ne yaptığını ve nelere mal olacağını biliyorsundur...

Taksiye binerken canım fena halde sıkkındı. Hayır, hayır... Sebebi ailemin son üç haftadır beni vazgeçirmeye çalışması değil, dün geceki tartışmamız da değil... Bunlar umurumda olmaması gereken şeyler.

30 dakikalık gecikme yüzünden Lee'nin İstanbul'a vedasını zehir etme hevesim gerçekleşemeyecek diye endişeliydim. Şoföre biraz daha hızlı sürmesini söyleyip, karşılığında ters bir bakış aldıktan sonra elimde sıkı sıkı tuttuğum, bana bütün lise hayatım boyunca -İngiltere'ye dil okuluna gitmek için- biriktirdiğim servetime mal olan Kore biletime baktım;

-Sakin ol Gyujin. Her şey senaryoya uygun ilerleyecek.

Atatürk Havalimanı dış hatlar girişine geldiğimde elimde koca bavulum ve yerinden çıkacak gibi çarpan kalbimle öylece durdum.

Ne yapıyorum ben?

Kalbimin böylesine hızlı atmasının sebebi planımın başarısız olması ihtimali mi, yoksa... İçten içe o pırıl pırıl kıyafetler içinde garip şarkılarla dans edip duran kpop starlarından biri mi olmak istiyorum?

Hayır, hayır... Saçmalık bu. Kpop benim için sesi kıstıktan sonra izlenecek çıtır Asyalı hatun videolarından ibaret. Hyori, Hyuna... Ergenliğimin yegane sırdaşları... Onların arasına karışmak istiyor olamam. Cidden...

Bu saçma düşünceleri kafamdan savuşturmak istercesine elimle görünmez bir sineği kovalar gibi yapıp, bavulumu arkamda sürükleyerek Türk Hava Yolları İstanbul-Seul seferini yapacak uçağın check-in'inin yapıldığı yere doğru ilerledim. İşte Lee, check-in yaptırmış, yüzünde sanki yılbaşı büyük ikramiyesi ona çıkmış gibi bir ifade ile pasaport kontrole doğru yürüyordu. Kontrolden geçip polise gereksiz bir samimiyetle veda etti ve bayıldığını bildiğim ithal çikolatalardan almak için Free Shop'a doğru yöneldi.

Lee rafların arasında kaybolunca beni saklayan kantarın arkasından çıkıp check-in yaptırmaya yöneldim.
Pasaport kontrolünden geçip, temkinlice Lee'yi aramaya başladım.

Şanslıydım, bizimki hala ayakları yere basmaz halde gözlerinde hülyalı bakışlarla başka diyarlara -muhtemelen  Kore'ye- gidip gelmekle meşguldü. Henüz kapı açılmamış olmasına rağmen tek başına sıra olmuş dikiliyordu. Sanki uçağa en önden binmese gidemeyecek Seul'e...

Uçuş saati yaklaştıkça insanlar Lee'nin arkasında sıraya girmeye başladılar. Ben de oluşan kalabalığı fırsat bilip kapıya biraz yanaştım. Sıra olmuş insanların arkasında gizleniyordum. Hoş, şu anki ruh haliyle gidip Lee'nin gözünün önünde elimi sallasam bile fark edileceğim yoktu ya! Yine de işimi sağlama almam gerekti.

Hostesler gelip de kapıları açtığında Lee biletini ve pasaportunu uzatmak üzere hazır bekliyordu. Ancak adet olduğu üzere, saçlarını arkadan sıkı bir topuz yapmış, bacaklarını daha da güzel gösteren yırtmaçlı eteğiyle mavi gözlü hostes Lee'nin pasaportunu uzatmasına aldırış etmeden yüksek perdeden bir duyuru yaptı.

-Business Class yolcumuz var mı?

İngilizce duyurunun ardından yine kimse çıkmayınca bir defa daha Türkçe seslendi:
-Business Class yolcumuz var mı?
-Ben varım!

Güzel bacaklı hostesin mavi gözlerinin içine bakarak emin adımlarla yürüdüm. İnsanlar business uçmayı neden bu kadar dramatize ettiğimi anlamak istercesine beni süzerken kapıya vardım ve pasaportum ile -tüm servetime mal olan- biletimi uzattım.
Bir an sonra sağımda birisinin nefesini tuttuğunu hissettim ve o yana döndüm.

-Lee? Bu ne hoş tesadüf...

________________________




39 yorum:

  1. aahh ama tam heyecanlı yerinde bitmez kii! çok hoşuma gitti devamını sabırsızlıkla bekliyorum :D

    YanıtlaSil
  2. Voah en güzel yerinde bitirilen dizilerden biri gibi hissettim daha ilk bölümden! Tek nefeste okudum!! Bakalım devamında neler olacak merakla bekliyorum!! ^___^

    YanıtlaSil
  3. Konu çok güzel işlenmiş. (:
    Sevdim ve devamını acayip merak ediyorum!

    YanıtlaSil
  4. hoş ve okunurdu teşekkürler:):)

    YanıtlaSil
  5. Yepp! Böyle bir şey çıkacağını tahmin etmeliydim.Çok beğendim devamının da muhteşem olacağından eminim.Çok bekletmeyin bizi ^^

    YanıtlaSil
  6. Bu tarz karakterleri genelde severim ve belli ki gayet ilginç olaylar çıkacak ortaya. Bu hırs onu nerelere götürecek merakla bekliyorum. ^^

    YanıtlaSil
  7. güzelmiş.. Lee'nin yüzünün aldığı ifade Gyujin için paha biçilemez bir şey olduğu su götürmez bir gerçek ama asıl Gyujin'i görünce Lee'nin ne hissettiğini merak ediyorum ben.

    YanıtlaSil
  8. güzelmiş.. Lee'nin yüzünün aldığı ifade Gyujin için paha biçilemez bir şey olduğu su götürmez bir gerçek ama asıl Gyujin'i görünce Lee'nin ne hissettiğini merak ediyorum ben.

    YanıtlaSil
  9. güzeldi.. Lee'nin Gyujin'i gördüğünde yüzünün aldığı ifadenin Gyujin için paha biçilemez bir şey olduğu su götürmez bir gerçek ama ben Gyujin'i görünce Lee'nin ne hissettiğini merak ediyorum.
    çok mu karışık bi cümle oldu O.o
    kısacası devamını merakla bekliyorum

    YanıtlaSil
  10. Okurken kafamda canlandırabilmemi sağlayan betimlemeler çok başarılıydı,devamını sabırsızlıkla bekliyorummm

    YanıtlaSil
  11. Aniden twitter'da anasayfamda çıkmasıyla okumam bir oldu.Biraz bir dakika ne oluyor İzmir İstanbul diyor olsamda keyifle okudum.Devamını bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  12. şaşırdım işte bunu beklemiyordum :)bakalım daha neler gelecek sonuçta gidilen yer kore olunca sizde hikaye bizde okuma aşkı bitmez :))beklemedeyim :))

    YanıtlaSil
  13. Yorgunluktan ölüyordum, gözlerim kan çanağı gibiydi. Nette işle ilgili halletmem gereken bir konu için araştırma yapıyorken "Gelmişken beş dakikacık sosyal etkileşim alanlarıma bakayım" der demez kendimi burada buldum çünkü tüm arkadaşlarım övgüyle buradan bahsediyordu :) O bitmiş gözlerle okumadan edemedim tabii. Süpersiniz arkadaşlar çok çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız ya :) Devamını sabırsızlıkla bekliyorum ve sizi seviyorum ^^

    YanıtlaSil
  14. Evet beklenen oldu :) Yazmak istediğim bir türdü aslında sizin gibi üstatların ele alması ve uygulamaya geçmesi daha hoş olmuş :). En azından daha kapsamlı Yalan Rüzgarı tadında bir dizi yayın bekliyor olacak olacak bizi.

    Okurken an be an Gyujin'in hissettiği o intikam dürtüsünü taa en derinlerimde hissettim. Haklı adamcağız. Sevdiği kız onu görmüyor bile. Gerçi o kız da pek masum değil bana göre. Lakin ilk bölüm itibariyle gözümüze bu özelliği pek çarpmıyor ama çarpacak. :)Lee masumsun fakat bu hikayenin günah keçisi sen olacaksın bence. Bu güzelim senaryoya masum, kendi halinde saf bir kızcağız da eklenirse tam olacak merakla bekliyorum. Gyujin Lee'ye neler yapacak, her şeyden bi haber olan zavallı Lee bu durumu nasıl karşılayacak? Ve son olarak bizim kız Eun Ji Türkiye'de mi kalacak?

    Yazan çizen emek harcayan herkesin tekrardan ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
  15. Gyujin hırs insanı mahveder yavrum. Yolun yol değil. Geç olmadan dön. Gerçi hırslı insanları severim. Bu yüzden Gyujin'i de çok sevdim lakin zarar görmesini istemem hemde pısırık Lee için :P Gel Neo'nun şefkatli kollarına gel ben seni iyi ederim hehe
    Güzinim ellerine sağlık. Kurgun, dilin, konunun akışı çok etkileyici. Türkçeyi iyi kullandığın gibi birde o insanı sarmalayan akışkanlığıda yakalamışsın. Eee hal böyle olunca bana da zevkle okumak düştü. Ayrıca romanlarda sevdiğim karakterlere benzetmişsin Gyujin'i. Biraz daha soğuk ve ukala olursa tutulmam an meselesi :P Karakterin tehlikede benden demesi kkkk Şaka bir yana hikaye çok güzel. Lakin anlayamadığım Lee Gyujin'e ne yaptı da bu kadar hırslı bu karakter. Kanımca bunuda hikaye ilerledikçe anlayacağız.
    Ve belirtmeden de geçemeyeceğim Lee'ye hava attığı son sahneye bittim ahaha Koçumsun Gyujin böyle devam et....
    Bu arada bloğunuzda hayırlı olsun tebrik ederim...

    YanıtlaSil
  16. Yazdığım yorum yalan oldu... Ee baştan yazayım bari.
    Bu kapsamlı dizi yayınını oluşturduğunuz için teşekkür ederim.
    Sanırım bizi yalan rüzgarı tadında bol entrikalı bir seri bekliyor. Her bölümü de ayrı ilgi çekecek kesin.

    Gyujin'in ruh halini, hissettiği o intikam dürtüsünü taa en derinlerimde hissettim. Ve de hak verdim. Sevdiği kız onu görmüyor bile. Şu an aldığım tek cephe Eun Ji'ye karşı. Üzgünüm Eun Ji...

    Zavallı Lee ise başına geleceklerden habersiz bir şekilde Kore'ye yol alıyor. Biliyorum pek bir suçu yok ama üzgünüm her dizide bir günah keçisi olur burada da sensin Lee...

    Ve gyujin adamım haklı intikamında sonuna dek arkandayım. Umarım işler değişmez, saflar kalıcı ve sağlam olur. Diziye masum bir kız girip aklını başından alıp o haklı intikamından vazgeçirmez.

    Yapımda ve yayında emeği geçen tüm dostlar ellerinize sağlık :) ^^

    YanıtlaSil
  17. Yine bir güzzi klasiği daha. :)
    Eline sağlık. Okurken bir ara ne oluyoruz desem de "Saçlarımın yataktan kalkmışım da hiç taramadan sokağa çıkmışım gibi görünmesi için tam bir saat jölelemiştim." bu cümleden sonra jetonum düştü. hehe

    YanıtlaSil
  18. bu yazdığım ama bir türlü gönderemediğim yorumum.. :( umarım bu sefer olur....

    Gyujin'in öfkesinin kaynağını ve asıl nedenini merak ediyorum. sadece kız meselesi olamaz daha büyük bir şey var gibi geliyor bana.. gözünü öfke ve hırs bürümüş. bunun için hiç bir şeyden çekinmiyor...

    biraz da kibir belki..narsistlik sezinledim..ama hepsinin kaynağı yine nefreti...

    kafamda deli sorular ve bölümlerle cevaplanacağını umut ediyorum..

    Ellerinize ve yüreğinize sağlık :)

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  19. Yorum yazmak için geceden beri çetin bir uğraş veriyorum. en sinirlendiğim şeylerden biri de yazdığım şeylerin uçup gitmesi ):

    Neyse...Gyujin'in nefretinin kaynağını gerçekten merak ediyorum. bu denli öfke ve nefret sadece bir kız yüzünden olmaz gibime geliyor...

    sürekli daha iyi olmak, daha iyisini yapmak evet iyi güzel ama bir yerde de yanlış yapılma şekli ve amacı yanlış... hırs insanın gözünü kör eder.. dönüp bakmaz etrafındakilere...olup bitene..önemli olan hırsını dizginleyebilmek kendini unutmamak...

    ama bu Gyujin için pek mümkün görünmüyor...asıl nedeni de bu yüzden merak ediyorum....

    Sırf Lee Kore'ye gidip bir şeyler yapmak istiyor diye kendisi ile alakası olmasa bile inadına nefretine sebep gitmekte sakınca görmüyor...

    kafamda bir yığın cevaplanmayı bekleyen soru var...her bölümde de az da olsa cevaplanacağını umut ediyorum...

    ellerinize ve yüreğinize sağlık .... ^^

    Sevgi....

    YanıtlaSil
  20. Japon animelerine benzemiş biraz :) Kısa sürdü çünkü. Erkek karakterine bürünüp yazman da ayrı bir hava katmış. Ellerine sağlık. Diğer arkadaşların yazılarını da merak etmeye başladım şimdi.

    YanıtlaSil
  21. Çok hoş, çok eğlenceli bir yazı olmuş. Oppacı kızların Kore'ye ünlü olmak için gidip oppaları ile tanıştıktan sonra birbirlerinden nefret ederlerken düet yapmak zorunda bırakıldığı hikayelerden sonra harikulade bir yazı ile Kore'de idol olmaya çalışanların daha gerçekçi hikayesini okumak çok eğlenceli olacak. :D Sanırım bu idollerin fanı-anti fanı olmakta söz konusu? Eğer öyleyse okumak daha da eğlenceli olacak.

    Normal de bloglara yorum yapmak adetim değildir, gizli okuyuculardanımdır ama buraya yorum bırakmakmam gerektiğini düşündüm. :D

    YanıtlaSil
  22. Dün akşamdan biri merak ediyordum. Oh be sonunda geldim ve okudum. :)
    Baktım,okudum,sevdim,heyecanlandım ve devamını bekliyorum,meraklardayım.
    Yapım,yayın,emek vs. anlayın işte. :)

    YanıtlaSil
  23. Çok hoş olmuş guzzi, ellerine sağlık.
    Ben olaydan çok yaptığın betimlemelere ve anlatışına odaklandım sanırım. Cidden çok başarılı. Yıllardır rp yapıyorsun gibi bir izlenime kapıldım. :)
    Bide modelleri çok merak ediyorum. ^^

    YanıtlaSil
  24. Tek nefeste bitti bu T.T :D Beyninize sağlık ne diyeyim O.o devamını bekliyorum, takibe aldım bloğu :))

    YanıtlaSil
  25. Blogta takipteyim. Hiç boşuna bırakmayacağım sizleri...:) Devam...:)

    YanıtlaSil
  26. Sonunda okuyabildim ya ölsem de gam yemem. Gerçi yine de ölmemeyi tercih ederim o ayrı.
    Neyseciğime efenim az sonra ikinci bölüme hızlıca uçacağım ancak yorumsuz geçmek tarzım olmadığından bir şeyler söylemezsem kusur kalır. Özellikle de bu kadar hevesle beklediğim bir fic'in tahminimce en çok ilgimi çekecek karakteri hakkındaki bölüm söz konusuysa.
    Gyujin'in bu hırsı başına ne dertler açacak merakla bekliyorum. Lee'ye karşı bu kadar nefret dolu olması gördüğüm kadarıyla Eun Ji meselesinden öncelerine dayanıyor. Bu husumetin kaynağını yavaş yavaş çözmek keyifli olacak gibi :) Elbette Lee Gyujin için neler düşünüyor bu da merak konusu. Fakat benim her gördüğü kanlı bıçaklıyı baş göz etme hevesindeki tuhaf zihnim nedense bu ikili arasında doğabilecek bir aşk istiyor gibi. Böyle şeyler düşünür müydünüz acaba sevgili senalistler? :D
    Bir de seçmeler vaaar. Grup içindeki pozisyonlar vaaar. Var oğlu var yani. Şimdi bu K-pop gruplarında genelde en büyük lider olur ya hani... Lee 3 günle liderlik kapsa mesela al sana cinayet sebebi! Gyujin'in hakkını yiyorlar resmen bak şimdiden sinirlendim! Olmasın öyle şeyler. Lee insanların hakkına giriyorsun bak yapmayın öyle şeyler sevgili yazarlar rica ediciim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatta hiç kimsenin hakkını yemedim, olanla yetinmeyi her daim bildim. Ne görev verirlerse yaparım, gıkım çıkmaz sessizce kabul ederim. Övünmem, hava atmam, içimden sadece sessiz ama mutlu bir şekilde gurur duyarım. Ne biçerlerse bizim kılıflara, ben o kılıfa uymak için çaba harcarım.

      Sil
    2. Bu göz boyama çalışmalarına kanacağımı sanıyorsan fena yanılıyorsun! Yo dostum yoo! Ailenin iyi çocuğu hallerinle, o puppy eyesla benim aklımı çelemeyeceksin!

      Sil
    3. ㅋㅋㅋㅋㅋㅋㅋ

      Sil
  27. çok hoş olmuş ellerinize sağlık :) bekliyoruz devamını ;)

    YanıtlaSil
  28. eline sağlık güzzi.okumaya bu gün başlayınca fazla merakta kalmadım hemen sonraki yazılara geçebildim tabii.favori karakterim kim olacak merak ediyorumm.

    YanıtlaSil
  29. şans eseri geldim bloğa ve ne olduğunu bilmiyordum. sanırım hikaye ama 4 yazarlı ilginç :) bu bölüm bence çok eğlenceliydi :)

    nasıl bir şey olduğunu tam anlamasam da diğer bölümleri okurken aydınlanacağımı düşünüyorum:)

    ve umarım yarım kalmaz finale kadar takipteyim:)

    YanıtlaSil
  30. tüm karakterleri peş peşe tanıma fırsatı buldum iyiki geç kalmışım bir çırpıda okudum hepsini :) favorim hemen belli oldu.Gyu Jin gerçekten ilginç bir karater olmuş kızlar hakkında ileriki bölümlerde karar vermek istiyorum ama Lee'nin Gyu Jin karşısında (benim gözümde) hiç şansı yok arkadaş o ne havalar öyle ya püff :):):)

    YanıtlaSil
  31. Tek kelimeyle hikayeler ve karakterler harika diyorum yorumlarımı olayların gidişatına göre yapmak üzere saklıyorum.

    YanıtlaSil
  32. Ellerine sağlık. Çok güzel olmuş. Karakterin gidişatını en çok merak ettiğim karakter oldu. ^^

    YanıtlaSil
  33. başlangıcı güzel bir hikaye ^^ umarım böyle devam eder ..

    YanıtlaSil
  34. Aslında bütün karakterleri içinde barıntıran tek ama uzun bir yorum yazmıştım ama salak bilgisayar yollamamış. Demekki her karaktere tek tek yorum yapmak gerekiyormuş:))

    Gyujin karakteri hem sevilesi hemde dövülesi birşey olmuş. Hani şu hırsı olmasa al evde besle kıvamında. Ama bu karakteri öne çıkaranda bitmek tükenmek bilmeyen hırsı sanırım. En çok merak ettiğimse neden Lee'ye karşı bu kadar öfkeli? Sanırım ilerleyen bölümlerde bu soruma cevap alıcam o zamana kadar sabırsızlıkla bekliyorum...

    Ve Güzzi seni ayrıca tebrik etmek istedim. Kız olmana rağmen bu yaramaz Gyujin karakterinin altından ustalıkla kalkmıssın. Duygu geçişlerin ve betimlemelerin çok iyi. Ellerine sağlık;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :P Elimden geleni yapıyorum

      Sil