Pages

20 Aralık 2012 Perşembe

[3. Bölüm] - 제시의 드림 - Jessy'nin Hayali


...Davulların aksak vuruşları bir yükselip bir alçalıyor… Kanakışım ritme uyum sağlar, nabzım yavaşlarken gözlerimi kapatıyorum usulca…Pembenin en pastel tonlarına ev sahipliği yapan aydınlık ve sinir bozucu odamgörüşümden siliniyor… Karanlığa gömülüyorum… Ta ki o rapine giriş yapana kadar…Sesi kulaklarımı doldururken görüntüsü göz kapaklarımın arkasında dans etmeyebaşlıyor… Neredeyse mikrofona dokunan dudakları bir büyü gibi mırıldanıyorşarkının sözlerini… Onun düzenlediği bir ayine iştirak edermişçesine benim dudaklarımın dakıpırdandığını hissediyorum… Kapüşonunun altına gizlenmiş gözlerindeki asi ışıkruhuma çarpıyor, kırılıp yedi farklı renge dönüşüyor, kalbimin derinlikleriniaydınlatmasını umarken ben… Yüzüne dokunmak için parmaklarımı uzatı…

“JAE SHİİ!! Ben geldiiiim!!” Arkadaşımın sesi kulaklıklarımın arkasına kadar ulaşıp beni gündüz düşümdenuyandırmıştı. Merdivenleri paldır küldür çıkışını duyarken müzik çalarımdakiparçayı değiştirdim, ayağa kalkıp şimdi çalan –ve aslında hiç de sevmediğim –şarkının koreografisini taklit etmeye başladım. Kapının ardına kadar açıldığınıfark ettiğimde yüzüme masum bir gülümseme yerleştirip başımı kaldırdım:

“Geldin mi? Duymamışım.”

Kısa dalgalı saçlarının omuzlarında zıplamasına neden olacakkadar şiddetle kafasını salladı bir yandan da sırıtırken:

“Neredeyse bütün İzmir’i ayağa kaldırdım ve sen duymadınöyle mi? Ah, tabi gene kpop... Ne dinliyordun?”

 Ben cevap veremedenhala çalışan müzik çalarımın kulaklıklarından birini aldı ve birkaçsaniyeliğine dinleyip yüzünü buruşturarak bana baktı:

“Gene mi şu 9 kız? Ne buluyorsun onlarda, anlamıyorum. Fazla… tizler. Ve bütün o şirin olma çabaları...”

 Bunu ben de biliyorum herhalde… Kulaklığımın tekini birazşiddetle kulağından çıkardım, dudaklarımı büzüp yanaklarımı şişirdikten sonraalınmış bir sesle karşılık verdim:

“SNSD benim idolüm ve ilham kaynağım! Onlar hakkında böylekonuşmamanı defalarca söylemiştim sana.”

“Ah… Peki, özür dilerim. SNSD mükemmel ve yakında sen deonlar kadar mükemmel olacaksın. Ama bunun için öncelikle seni hayallerine uçuracakbileti almalıyız değil mi?”

 Birbirimize baktık vekıkırdayarak küçük kavgamızı sona erdirdik. Arkadaşım yatağıma oturup çevresinebakınırken ben de dolabıma ilerledim üzerinde devasa bir SHINee-Romeo posteriolan kapağını açıp içinden Hello Kitty rozetleriyle süslenmiş çantamı çıkardım:

“Hadi çıkalım.”

 Başını sallarken önce Hello Kitty’li saç tokama sonra da çantama bir göz attı:

“Bunu defalarca sorduğumu biliyorum ama gerçekten…Neredençıktı bu Hello Kitty takıntısı? Bir seneden fazladır üzerinde daima HelloKittyli bir şeyler var. Nesini bu kadar seviyorsun ki?”

Ben nefret ediyorum… Ama o seviyor… “Çünkü şirin şeyleriseviyorum!” Cümleme arkadaşımın üzerine atlayıp yanaklarını sıkarak devamettim: “Neden seninle arkadaş oldum zannediyorsun?”
***

 Başımı yavaşça yukarı kaldırıp gökyüzüne baktım. Sonbahar bitmek üzere olmasına rağmen gayet sıcak bir gündü. Kıbrıs Şehitleri her zamanki hareketliliğiyle dolup taşarken ben de hep yaptığım gibi kulaklıklarım sayesinde başka diyarlarda dolanıyordum. Yakında ayaklarımı basacağım Kore topraklarında...

 Benimle gelmesi gereken arkadaşım annesinden aldığı acil bir telefonla evine geri dönmek zorunda kalmış, beni yalnız bıraktığı için de defalarca özür dilemişti. Sanki çok umurumdaymış gibi... Açıkçası yalnız kalmayı seviyordum. Çünkü ancak bir daha hiç görmeyeceğim yabancılar arasında kendim ve geleceğim için yarattığım maskeyi indirebilir; beni mutluluğa ulaştıracak, sonunda istediğim kişinin kollarında olmamı sağlayacak planımın keskin sınırlarının biraz dışına çıkabilirdim. Ve en önemlisi sadece böyle zamanlarda gerçekten sevdiğim müziği dinleyebilirdim: Hip hop.

 Gözlerimi denize dikip United Entertainment elemelerini öğrendikten sonra ailemi ikna etme çabalarımı düşündüm. Hiç de kolay olmamıştı. Babam derslerimde bu kadar başarılıyken, iyi bir üniversiteye gidip rahat bir hayat sürebilecekken müziğe yönelme isteğime hem de bunun başka bir ülkede geleceği belirsiz bir şekilde olmasına sonuna kadar karşı çıkmıştı. Annem biricik kızını o kadar uzaklara gönderemeyeceğini söyleyip gözyaşlarına boğulmuştu. Bu yüzden onlara mantıklı sebepler sundum: Dünya tarihine adını yazdırmış müzisyenlerden bahsettim, müzik uğruna mühendislik fakültelerini terk edip bir efsaneye dönüşen rock gruplarından.... Koreli bazı idollerin kazandığı ya da mezun olduğu okulları anlattım; seksenli yıllardan sonra hızla yükselen Kore ekonomisini ve Kore müzik şirketlerinin bu pastadaki payını. Hallyu dalgası ve etkileriyle ilgili günlerce kafalarını şişirdim. Hiçbiri işe yaramadı...

 Ben de ağladım... İstediği oyuncağı alamamış, şekerini oynadığı kum havuzuna düşürmüş küçük bir çocuk gibi ağladım... Ve bilimin çağı yirmi birinci yüzyılda yaşayan, daima mantığının önüne hiçbir şeyin geçemeyeceğiyle övünen, kimi zaman duyguların sadece aptallar için olduğunu söyleyen babam isteğimi kabul etti. İnsanoğlu tuhaf...

 Denize son bir bakış atıp giyim mağazalarından birinin yolunu tutmaya karar verdim. Kore'ye gitmeden önce yeni bir şeyler almak fena olmazdı. Askıların arasında dolanır ve Crucial Star'ın Forget Me, Forget You'sunu mırıldanırken bir çift dikkatimi çekti. Kıyafetlere bakarken bir yandan da bir yerlerden tanıdık gelen  ama bir türlü çıkaramadığım bir indie şarkısı söylüyorlardı hem de neredeyse bağıra çağıra. Evet, dedim kendi kendime, insanoğlu gerçekten tuhaf...
***
 "Biletini aldın mı?"

 Sinir içinde ayakkabılarımı çıkarıp bir tekmeyle kenara savurduktan sonra aldığım bir kaç derin nefesle kendimi sakinleştirmeye çalıştım, her zamanki şirin tonuma bürünüp tatlı bir evetle annemin sorusunu yanıtladım. Ve daha fazla soruya cevap vermem gerekirse kendimi kontrol edememekten korkarak odamın yolunu tuttum.

 Lanet olası acente memuru! Tek istediğim biletimin üzerinde küçücük, minicik bir Hello Kitty çıkartmasının olmasıydı halbuki! Başına pembe kurdele takmaktan hoşlanan küçük bir kediciğin nesi yanlış da bana delirmişim gibi bir bakış attın orada?! Oysa ona doğru attığım ilk adımda onu simgeleyen birşey olmasını istemiştim ben sadece...

Sinirimi çıkaracak birşeyler arayarak odada dolanmaya başladım. Ama yatağımın hemen ayakucunda duran şişme dinozorum Jjong'a vurmak için kolumu kaldırdığımda hissettiğim ani acı bütün kızgınlığımı unutturdu bana. Beyaz merserize kazağımın yakasını hafifçe aralayıp omzuma baktım ve yavaş yavaş morluğa dönüşmeye başlamış bir kızarıklık gözüme çarptı. Ne ara olmuştu ki bu?
***

 "Teşekkürler!"

 Pembe bavulumu bagajdan çıkarıp önüme bırakan taksiciye şirin bir gülümseme gönderdikten sonra havaalanının girişine doğru ilerledim. Aileme beni geçirmelerine gerek olmadığını söylemiş ve buna güç bela ikna etmiştim. Bu benim yolculuğum, benim maceramdı; bu yüzden her adımı tek başıma atmalıydım. 

 Dış Hatlara doğru ilerleyip bekleme bölümündeki sıralardan birine bıraktım kendimi. Daha uçağın kalkmasına vardı, ama hiçbir şeyi şansa bırakmak istemediğimden erkenden yola çıkmıştım. Cebimden müzik çalarımı çıkarıp kulaklıklarımı kulağıma yerleştirirken başka birisi gelip yanıma oturuverdi.

 Başımı çevirip hayretle yanıma daha doğrusu neredeyse üstüme oturmuş kıza baktım. Siyah ışıl ışıl saçları beline iniyordu, uzun bacaklarını sanki gelip geçen insanların takılıp düşmesini istiyormuş gibi öne doğru uzatıvermişti. Güneş gözlüklerinin sakladığı gözlerinde hangi duyguların gezindiğini bilemesem de hızlı hızlı nefes alıp veren aralık dudakları ile bankın üzerine öylece atıverdiği vücudu bir şeylerden kaçtığı ya da bir şeylere yetişmeye çalıştığının sinyallerini veriyordu. 

 Biraz kendini toparladıktan sonra ona dik dik baktığımı fark etmiş olmalı ki, geri çekildi ve yavaşça mırıldandı:

"Özür dilerim."

 Sesi... Gerçekten çok hoştu. Berrak, temiz bir sesi vardı; sadece bir mırıltısını duymuş olmama rağmen aynı zamanda güçlü olduğunu da hissedebiliyordum. Bir dakika... Birazdan Seul uçağının kalkacağı terminalde oldukça hoş sesli, güzel bir kız... Acaba bu küçük kaçak elemeler için rakibim olabilir miydi? İçimde bu ihtimale karşı burnunu kırıştıran bir yanım sinsice fısıldadı: Öğren...

İnsanların hoşuna gitmek istediğim zamanlarda kullandığım ve beni şimdiye kadar hiç hayal kırıklığına uğratmamış sevimli bir gülümsememi takınıp kıza döndüm:

"Sorun değil. Eee... Burada olduğuna göre Seul uçağına mı bineceksin?" Başımı biraz öne eğip utanmışım gibi yaptım: "Ben... Aslında uçağa binmekten biraz korkarım da... En azından tanıdık bir yüzün benimle aynı uçakta olması daha iyi hissetmeme yardım eder diye düşünmüştüm." 

 Cümlemi tamamlarken sesimi gittikçe düşürüp beklenti dolu gözlerle kıza baktım. Lütfen hayır de, lütfen hayır de, lütfen hayır de, lütfen hayır...

"Hayır." Kız bana bakıp kibarca gülümsedi: "Buraya sadece birini yolcu etmek için geldim."

 Hissettiğim rahatlama duygusunu kendime saklayarak biraz üzülmüş gibi davrandım:

"Ah, bu kötü oldu. Herneyse, yetişkin bir kız olarak bununla başa çıkabilmem gerekir değil mi?" Yerimden kalktım, bavulumu kavradım ve yumruğumu havaya kaldırıp biraz daha yüksek sesle söyledim: "Bunu yapabilirim!"

 Tavrım onu güldürdü. Ah, gerçekten hoş bir sesi vardı.... Ben de onunla beraber güldüm ve check-in bölümüne doğru yürümeye başladım. Kızın benim için tehlike yarattığını düşünerek yaptığım paronayaklığa başımı sallayıp son bir kez arkama döndüm. Hala aynı yerde oturuyor, check-in bölümünde birikmiş kalabalıktaki birini seyrediyordu. Derdi neydi bu kızın? Merakıma yenik düşünce tekrar yanına gittim, gözlerini kalabalıktan ayırıp bana bakmasını bekledim.

"Bu arada söylemeyi unuttum, ben Jae Shi. Peki ya senin ismin ne?"

 Kız önce soruyu anlamamış gibi bana baktı sonra tıpkı ilk seferki gibi kibarca gülümseyerek cevap verdi:

"Eun Ji."
***
 "Lütfen kemerlerinizi bağlayınız..."

 Uyarılar uyarılar... Yarattığımız bu modern dünya bir kurallar ve onlarla beraber gelen uyarılar silsilesinden başka bir şey değil. Biz insanlar kendimizi korumaya çalışırken aslında küçük kafeslere kapatıyor ve bir de üstüne ruhlarımızdan bu sınırlı alanda mutlu olmalarını bekliyoruz. Herkesin aynı anda kazanabileceği bir oyun oynuyor ama kuralları fazla ciddiye aldığımızdan hep bir şekilde kaybediyoruz. Pekala... Madem öyle, bu seferlik ben de sizin kurallarınıza göre oynayacağım. Benden olmamı beklediğiniz insan, benim bedenimde görmeyi hayal ettiğiniz kişi olacak; amacıma ulaşmaya çalışır ve adım adım yaklaşırken hala cici kurallarınıza uyuyormuş gibi davranacağım.

 Zamanında şairin biri "Dünya bir sahnedir," demiş... Öyleyse izin verin de sizin için güzel bir oyun sergileyeyim...


_______________________________________________________



23 yorum:

  1. en iyisiydi gayet net ama neden bu kadar çabuk gidebiliyorlar ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikaye asıl elemelere gidişlerinden başlayacağı için gitmeden önceki hazırlık dönemini mümkün olduğunca kısa anlatıyoruz.

      Sil
    2. anlaşıldı elemeleri bekliyoruz artık sabırsızlıkla :)

      Sil
  2. oo sonunda Hello Kitty'li kızımızla da tanışmış olduk bakalım bizi daha neler bekliyor emeğinize sağlık devamını sabırsızlıkla bekliyorum ^^

    YanıtlaSil
  3. hello kitty kızı çok merak etmiştim demek o da ana karakterlerden biriymiş :D bu bölüm de çok hoşuma gitti. Kızın kim için böyle kendinden farklı biri gibi davrandığını merak ettim. Sıradaki karakterin hikayesini ve sonra olacakları da merakla bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  4. İzmirden Kore'ye uçuş yok bence :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul aktarmalıdır :)

      yeni ikinci kızımızda gösterdi kendini bakalım son karakter ikinci oğlumuz kimmiş? sabırsızlıkla bekliyorum. ama en çok ta elemeleri merak ediyorum.

      Sil
  5. İzmirden Kore'ye uçuş yok bence :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Audition zamanında yoğunluktan THY koymuş bacıt:P

      Sil
  6. Galiba hikayenin kötü kızı da teşrif etti,ne iki yüzlü karakterdi o öyle ya SNSD sevmez-bu konuda haklı olabilir-ama SNSD dinler,Hello Kitty sevmez ama bir başkası(!)seviyor diye üstünden düşürmez,eğer Eun ji Koreye elemeye gideceğim deseydi kimbilir kıza ne yapardı da engel olurdu?_?
    Yazar güzel iş çıkarmış içi boş kötü karakterlerden olmamış yada olmayacak bence,yada kötü karakter bile olmayabilir fazla insanımsı geldiği ve uzun zamandır K drama izleyen bünyemin toz pembe karakterlerine uymadığından kötü kız yaftasını yapıştırmışta olabilirim Bu yazı ilk bölümden bu kadar soru sordurduysa güzel işler bizi bekliyor sanırım.Ellerinize sağlık^^

    YanıtlaSil
  7. Vay canına!
    Öncelikle hepsi benim bebeklerim ama bu bölümü de karakteri de herkesten bir tık öteye koymak durumundayım. Ba-yıl-dım!
    Geçen bölüm Hello Kittyli kızın kimliğini merak etmiştim. Açıkçası çeşitli teorilerim içinde kendisinin baş rol olması yoktu. Hafiften de gülmüştüm. (Söz Hello Kitty'den açılınca aklıma Zico geldiği için hep gülüyorum zaten de neyse)
    Jea Shi güçlü karakterini pempe pofuduklar ya da en güzel tabir ile bubble gum K-pop ardına gizleyen bir hiphop aşığı gördüğümüz üzere. Bu sert algılanabilecek (hatta badass desem?) kişiliğini yumuşatmak ve hayallerini süsleyen Hello Kitty seven rapçiyle (kimmiş ki o aklıma kimse gelmedi :P) bir çeşit bağ kurmak için HK delisi bile olmuş. Çok ilginç bir karakter ama. Kendisini daha yakından tanımak için sabırsızlanıyorum! Ve anlatımı çok çok beğendim!

    YanıtlaSil
  8. Nymphe_Nadiad herkesi zevkle okudum en çok senin kalemini beğendim.hikaye ilerledikçe daha da çok saracağa benziyor ^^

    YanıtlaSil
  9. Öncelikle söylemeliyim ki çok sıkı bir kitap kurduyumdur. Kocaman bir kütüphanem ve binlerce kitap arşivim var diyebilirim. Eski yeni ayırd etmem. Zevk için okurum, kelime hazine mi geliştirmek için okurum, hayal gücümü geliştirmek için okurum, genel kültürümü genişletmek için okurum, fikri yapımı genişletmek için okurum, estetik ve sanat için okurum... Böyle uzar gider. Benim içim bir romanı, kitabı güzel kılan en başlıca özellik yazarın hâkim olduğu dili kullanış biçimidir. Kaleminin hâkim olduğu betimleme sanatıdır. Bana aktarabildiği duygu yoğunludur. Olayları tek düzelikten kurtarıp beni merak deryasında yüzdürmesidir... Bütün bunları anlatmamın tek nedeni, nasıl oluyor da nymphi bana bütün bu özellikleri şu yazında verebiliyorsun. Tek kelimeyle BA-YIL-DIM... Birçok yazarın isteyip de sayfalarca yapmayı beceremediği “serim” kısmını o kadar ustalıkla özetlemişsin ki aklımda karakterine dair en kötü bir şüphe bırakmadın. Üstü kapalı karakterinin özelliği, olayların akışı, bölümler arasında ki geçiş, olayların geçtiği mekânlar, betimleme tarzın ( karakterinin yüzünde ki en ufak bir mimiği bile hissettirdin bana *-* ), karakterin kendi içinde ki çatışmaları, kızın çevresi, hatta araya sıkıştırıp merakı uyandırdığın metne ustaca sıkıştırılmış entrikalar bile o kadar uyumluydu ki, bir solukta okuyup bittiğinde işte beni yukarıda ki düşüncelere saldın. .. Tebrik ederim yazında, yarattığın karakter de benim için baş köşeye oturdu şu andan itibaren…

    YanıtlaSil
  10. Vee Hello Kitty delisi kızımız da teşrif etti. Bu kızı ben çok sevdim yahu ^^ Yazarının da bunda büyük etkisi var tabii, ellerine sağlık. İlerleyen bölümlerde kötü karakter falan olmaz umarım bu şirinlikle :)Geriye Lee kaldı, hadi onu da tanımak istiyoruz hemen :)Eun Ji de olacak mı hikayede merak ettim o.O

    YanıtlaSil
  11. Eğer yazar hakkında en ufak bir fikrim olmasaydı bile "Nypmhe yazmış." diyebilirdim. Üslubundan tutun karakterin düşünce tarzına, hobilerine kadar her şey Nymphe'ye ait. Zico, Hello kity, hiphop, SNSD hakkında görüşleri...
    Diğer bölümler için de genel bir yorum yapacak olursam;
    -Hepsinin aynı yerden aynı yere gidiyor olması fazla ironik. Bu yüzden "Bu kadar rastlantı ancak filmlerde olur." dedirtiyor. Bununla birlikte olayların akışı bu eksikliği biraz olsun kamufle edebilmiş. Ama her şeyde mantık arayan benim aklıma bu iş pek yatmadı. :D
    -Yazarlardan birinin canlandırmadığı Eun Ji karakteri de diğerleri kadar ön plandaymış gibi görünüyor şimdilik. Sanki Eun Ji olması gereken bir yazar varmış gibi...
    -Favori karakterim Gyujin.Gyujin! Gyujin! Adamım benim^^hahah

    Hepinizin ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında İzmir ve İstanbul'dan gidiyor karakterler. Ancak @selsi'nin de dediği gibi İzmir'den direkt uçuş olmadığı için İstanbul aktarmalı gidiyor hehe

      Sil
  12. Harika olmuş. Bu karakteri çok sevdim. :)

    YanıtlaSil
  13. Bu karakteri çok sevdim. ^^

    YanıtlaSil
  14. okumaya başlar başlamaz, daha ilk parağrafta, aklıma ilk gelen şey... Bu yazıyı yazanı biliyorum :D --Nymphe--
    Ellerine sağlık, çok güzeldi gerçekten :)

    Neyse ben hikayeye geleyim :P yazık üzüldüm kızcağaza, insanın olmak istemediği bir şeye bürünmesi kadar zor bir şey yoktur...onun için zor günler olacak... bizim için eğlenceli olursa harika olur tabi :D




    YanıtlaSil
  15. bu karakteri sevdim şirinlik maskesi takıyor ama böyle karakterleri ve özellikle ukala karakterleri seviyorum eğlenceli oluyor :)

    YanıtlaSil
  16. Ahh demek o Hello Kitty'li olan densin hehhehe. Çok güzel olmuş çingu ellerine sağlık. Karakterini sevdim. ^^

    YanıtlaSil
  17. bunu daha çok beğendim , çok güzel :)

    YanıtlaSil
  18. Başkaları için hayat süren bir karakter, ne kadar da tanıdık... Eğer şu Hello Kitty takıntısı olmasa bu karakteri seve seve bağrıma basabilirdim:)) Ama karakterden ziyade bu bölüm anlatış tarzını çok ama çok sevdim. Hani derler ya su gibi yazmak diye aynı o hesap. Bi yudumda içtim ve tadı damağımda kaldı.
    Nypmhe gerçekten üslubun çok iyi Jessy'nin duygularını o kadar güzel aktarmışssın ki hiçbir yerde kopuklu olmamış. Ayrıca alıntılarınıda çok beğendim;)

    Zamanında şairin biri "Dünya bir sahnedir," demiş... Öyleyse izin verin de sizin için güzel bir oyun sergileyeyim...


    YanıtlaSil