Pages

24 Aralık 2012 Pazartesi

[6. Bölüm] - Nihayet geldik mi?


Üzerimde ağırlaşan buz gibi eller beni serbest bıraktığında nefes alıp verişlerim daha da sıklaşmıştı. Kafamı çevirdiğimde herkes bize bakıyordu. Evet, belki şaşkınlıktan biraz fazla tepki vermiş olabilirim.

“Özür dilerim, uyku hapı aldığım için derin uykuya dalmışım. Farkında değildim”

Bu açıklamanın ardından biraz rahatlamış gözükmeye çalıştım. Korku ve şaşkınlık. Sanırım yalnızlığın ilk yan etkileri bunlar. Tam bu sırada üzerine kenetlenmiş bakışlarım onun da dikkatini çekmiş olacak ki aceleyle yön değiştirdiler. Acaba fark etmiş midir? Birkaç saniye de olsa yanık ve pürüzsüz teninden gözlerimi alamadığımı! Yine de hissettirmemek için kendimden emin birkaç cümle mırıldandım ve sorun olmayacağını söyledim. Uyurken böyle şeyler yapmanın elbette güzel bir açıklaması olabilir. Savunmasızlık! Peki ben uyanık olduğum zamanlardaki savunmasızlığımı nasıl örtbas edeceğim? Tabii ki olduğumdan daha güçlü görünmeye çalışarak.

Yemek servisi yapıldığında kucağıma bırakılan tepsi beni hiç mi hiç ilgilendirmiyordu. Üstelik küçük sos tabağındaki macunumsu şey de midemi bulandırmaya başlamıştı. Rüyalar aleminden teşrif eden yabancı bu sosun suşilerle ikram edilen wasabi olduğunu söyleyince acı olduğunu bildiğim bir şeyi yersem olduğumdan daha kararlı gözükeceğimi düşündüm. Yine de sostan ufak bir parça almak bu izlenimi vermeye yetecekti. Aceleyle ilk dilimi ağzıma götürdüm. Pirinç taneleri ağzımda dağılırken aniden ipodumda başlayan şarkı yediğim her lokmanın boğazımda düğümlenmesine neden oldu.

Haengbokhae
(I’m happy)
Geureon sungani isseottdan geot maneuro chungbunhi haengbokhae
(I’m happy enough that we had those kinds of moments)
Ihaehae
(I understand)
Modeun mannamen ggeutdo ittdaneun geot jjeum chungbunhi ihaehae
(I understand enough that all meetings have an end)


*Nell - It's OK




Duyduğum sözlerin hayatıma bu kadar uyum sağlaması bile uygunsuz kaçıyordu şu anda. Sahi Yongmin... Şu an ne yapıyordur? Muhtemelen o da şu an Alsancak'taki uğrak mekanımız Defne'de boş bir masaya oturmuş, usulca bu şarkıyı dinliyordur. Elimde sihirli bir değnek olsa yanına gider kulağına sessizce her şeyi berbat ettiğini fısıldardım. Ahh... Lanet olsun, onu asla affetmeyeceğim!

Aceleyle kulaklığı çıkarıp çantama tıkıştırdım. Şu sırada yapmam gereken en son şey melankolik bir havaya bürünmekti. Kucağımdaki tepsiyi yanımda beliren hostese kibarca uzatıp kafamı arkaya yasladım. Acaba yanımdaki gizemli çocuğa uyku ilacını benimle paylaşmasını söylesem çok mu yersiz olurdu. Yavaş yavaş uykuya dalmaya başladım. Ama dur... Bu gürültü de ne? Yanımdaki rüyalar alemi koltuğundan fırlamak üzere. Göz kapaklarım ağırlaşıyor... Bu bağıran çocuk... Yüzünde benimkine benzer bir hüzün var. Nereden geldi ki? Lütfen ait olduğun yere git ve otur. Ahh gözlerimi açamıyorum... En iyisi uyumaya devam etmek.


***

Nihayet iniş anonsunu duyduğumda saatlerce uyuduğum koltuğumdan yavaşça doğruldum. Sonunda kendimi bütünüyle ait hissettiğim o coğrafyaya gelmek üzereydik. İndiğimde seneler öncesinden verdiğim sözü tutmak istiyordum. Incheon'a girdiğim kapı her ne olursa olsun yine de bir star edasıyla yürüyecektim. Uzun bir çıkış merasiminin ardından havaalanına giriş yaptım. Bagajımı teslim alıp güneş gözlüklerimi taktım. Sahiden burası bambaşka bir yer. Kafamı hangi tarafa çevirsem gazeteci ordusuyla karşılaşıyordum. İç ve dış hatlar idol yolcularla dolup taşıyordu. İşte o an yüzüme "heey beni de çekin" dercesine bir ifade takınıp eğlenmek fikri cazip geldi. Bulutların üzerinde yürür gibi yol almaya başladım Incheon'un yüzeyi pırıl pırıl zemininde. Karizmatik duruşum devam ede dursun, bir yandan da çaktırmayan gözlerle metro çıkışını arıyordum. Hah işte orada! Bir sonraki durağım Gwanghwamun Meydanı olacaktı.

Metrodan indikten sonra sabırsız bir şekilde yürüyen merdiveni bulmaya çalıştım. Yerin altından kurtulup yeryüzüne merhaba demek, artık resmen Seul ile buluşmak istiyordum. Merdivenleri birer birer arkamda bırakıp gün ışığına yaklaştıkça kalp atışlarım da o denli hızlanıyordu. Son basamakla Gwanghwamun'un birleştiği noktayı ufak bir hamleyle atladım. Ve işte... GELDİM!

Tam karşımda duran görkemli Kral Sejong heykeli... Arkasından bir kısmını görebildiğim halde ne kadar görkemli olduğu her halinden belli olan Gyeongbokgung Sarayı... Şu konuda anlaşalım; buraya geliş sebebiniz her ne olursa olsun kesinlikle etkilenecek herhangi bir şey bulabilirsiniz. Gelmeden önce Kore'nin müziğine bağlanan ben, şu an tarif edilemez bir heyecanla karşımdaki heykeli seyrediyordum. Bulduğum ilk kaldırıma oturmaya karar verdim.


***

Meydana biraz erken gelmiş olmalıyım ki, etrafta bırakın United Ent.'ı herhangi bir insan belirtisi bile yok. Aslında erken gelip meydanın keyfini çıkarmak fena bir fikir değildi. Oturup yapacaklarımı düşünmek için vaktim vardı. İlk gördüğüm banka oturdum ve elime küçük defterimi aldım.

Neticede buraya bir star olmak için gelmiştim. Boyumu aşacak kadar büyük bir amacım vardı. Neyse ki onların idol kriterlerini yeterince sağlıyordum. Sadece yapılması ve yapılmaması gereken birkaç şey vardı. Onları da zamanla düzeltirsem benim için imkansız bir şey yok. Bırakın seçilmeyi, idol olmak için doğmuşum ben. Hem de onlardan daha çok idolüm. PSY mesela! O adamı hiç anlamadım. İdol olmasını gerektiren bir özelliği yoktu? Gangnam'dan iğrendiren o hit şarkısını artık duymak bile istemiyordum. Eğer idol olursam böyle balon şarkıları alt etmeye bile çalışmayacaktım. Çünkü alt edeceğim tek kişi yine benim. Her neyse, liste diyordum. Kalemi elime alıp benim için "bucket list" özelliği taşıyacak şu maddeleri aşağıya doğru sıralamaya başladım:

* "K-pop değil, K-indie!" Amacından asla şaşma. K-pop senin için asıl hedefine ulaşmak için yürümekten çekinmeyeceğin bir köprü. Fazla abartmadan yürü. Çünkü belki de hayalini kurduğun indie albümünü k-pop sayesinde yapacaksın!

* "Yol gösterici bir arkadaş edin!" Artık biliyorsun ki yanında Yongmin gibi bir arkadaş (!) yok. Acilen bir dost edin, samimiyet kur. İdoller ebediyen yalnızdır. Külliyen yalan!

* "Aşık olma." Aşk ilhamı köreltir. İnsanı hedeflerinden uzaklaştırır. Hem bunu daha önce de yapmaya fırsatın vardı. Bundan sonra da o fırsat karşına çıkabilir. Değerlendirmeyi aklından bile geçirme!

* "Kendinden taviz verme." Asla sana yaptıramayacakları şeyler var. Mesela Gangnam Style dansı! Tabii hepsini reddetme gibi bir şansın yok. Bazılarına da mecburen boyun eğeceksin.




Liste yapmaya o kadar dalmışım ki buraya geliş amacımı neredeyse unutuyordum. Aniden duyduğum anonsla irkildim.

- United Ent. elemelerine gelen uluslararası katılımcılar için son anons! Kimler burada?

SON ANONS?! Aceleyle toparlanıp sesin olduğu tarafa doğru koştum. Valizim izin verseydi daha hızlı gidebilirdim. Seçmeler için yığınla insan gelmiş. Geldiklerini nasıl fark edemedim, hala inanamıyorum. Son adımlarımı atıp kalabalığın arasına karıştığımda, adam çoktan orada toplanma nedenimizi anlatmaya başlamıştı.

- Öncelikle hepiniz güzel Kore'nin en güzide şehri, başkent Seul'e hoşgeldiniz. Burası tarihle modernizmin buluştuğu yer, şehrin kilit noktası Gwanghwamun Meydanı. Burada toplanma sebe.....

Off... Adamın söylediklerine heyecanlanmam gerekirken, kendimi okul bahçesinde milli bayram programını dinliyor gibi hissettim. Devamını dinlemeye de pek niyetim yoktu, ancak o sırada kalabalığın hareketlenmeye başladığını gördüm. Kimisi sevincinden hoplayıp zıplıyor, kimisinin yüzünde gizleyemedikleri bir şaşkınlık, kimiyse yere oturmuş boş boş bakıyordu. Hemen yanımda ilk gördüğüm katılımcıya neler olup bittiğini sordum. Aldığım cevap karşısında bu üç tepkiden hangisini vereceğim apaçık belliydi. Meğer buraya toplanma nedenimiz, Kore'nin dünyaya mal ettiği o meşhur (!) gösteriyi, yani Gangnam Style dansını toplu bir şekilde sergileyecek olmamızmış. HAYIR! BU MÜMKÜN MÜ! Asla bana böyle bir şey yaptıramazsınız. Anladığım kadarıyla buradaki birçok insana bunu yaptıramazsınız. Şimdi topluca isyan etmeye başlamıştık. Dansın heveslisi olanlar bile bu kadar saat yol geldikten sonra asla böyle bir şeye kalkışmayacaklarını söylediler. Ama maalesef fayda etmedi.


***


Tam 16 kez tekrarlamak zorunda kaldığımız horse dance beyin hücrelerimi birer birer öldürmeye başlamıştı, hissediyordum. Üstelik ben doğru düzgün dans bile edemem. Yine edemiyordum. Hatta ben ve benim gibi birkaç kişi yüzünden 17. denemeyi yapmaya hazırlanıyorduk. Olmuyor işte. Kolumu oynatsam bacağım ritme ayak uyduramıyor. Adımları düzgün yapsam kollarım sallanmayıp öylece duruyor. Lise yıllarımda oynadığım kolbastı bile bu danstan daha kolay gelmeye başladı. Hele o dansın tek bacak üzerine yüklendiğimiz kısmı. Sexy lady? Kim sexy? Ben! Hayır ben ellerimi dizime koyup doğru düzgün bir popo hareketi bile yapamadım! Tabii tüm bunların kaydediliyor olması düpedüz saçmalık. Şunu rahatça söyleyebilirim ki seçmeler benim için tam bir fiyasko olarak başlamıştı.

- Hayır 5 numaralı katılımcı! İkinci kısımda ellerini o şekilde kaldırmayacaksın! Son kez gösteriyorum, dikkatlice izle olur mu?

- Hıhı, peki efendim. Bu sefer yaparım umarım. (DELİRECEĞİM)

- Öyleyse başlıyoruz biiiir, ikiiii, üç, dört!

Böyle komut verilince kendimi hipodromun start noktasında bekleyen bir kısrak gibi hissettim. Belki de bu sayede dansın özünü kavrayabilmişimdir. Biraz daha tekrarlarsak istemsizce kişneme sesi çıkartacağımdan korkuyordum. Derken beklediğim gibi:

- AIGOO! 5 numaralı katılımcı! Biz bu dansı huzurevlerindeki halmeonilere, harabojilere bile öğrettik. Senin anlamadığın kısım tam olarak neresi? Söyle bize lütfen!

- Aslında jetlag olduğum için kaslarımı hareket ettiremiyorum. Yoksa ben çok iyi...

- Pıııfsst! Puahahauahaha kaslarını hareket ettiremiyormuş!

Bir anda herkes kahkaha atmaya başladı. Ben hariç! Nereden geldiğini ayırt edemediğim bir ses benimle böyle dalga geçmişti. Utançtan kıpkırmızı kesildim. Şu an karşımda PSY'ı görsem ona çapraz şekilde bağladığım kollarımla okkalı bir yumruk atardım!

O sırada pabucumun yetkilisi beyefendi kameramanla hararetli bir şeyler konuşuyordu. Ters giden bir durum vardı belli ki. Öğrenmem gerek. Yoksa! Yoksa daha elemelere katılamadan dandik bir dans için beni ELEYECEKLER MİYDİ! Neyse ki ben meraktan çatlamadan önce uyuz yetkili açıklama yapmak için tekrar megafonu eline aldı.

- Hey millet, son kez tekrarlıyoruz. Kameramandan aldığım bilgiye göre yanımızda yedek kaset getirmemişiz. Bu denemede de başarılı olmazsa korkarım dans videosunu iptal etmek zorunda kalacağız.

- Ohoo!

- Olur mu ama yaaa! Sabahtan beri yorgun yorgun dans ediyoruz.

- Bir kişi için dansı layıkıyla yapan çoğu insanı yok mu sayacaksınız? Haksızlık!

Kalabalıktan gelen homurdanmalar o kadar canımı sıkmıştı ki bir an herkese sağlam bir küfür savurasım geldi. Ama pes etmeye niyetim yok! Siz benim kim olduğumu bilmiyorsunuz daha. Oturduğum sıcak betondan destek alarak ayağa kalktım. "Her neyse yapalım artık şu işi" edasıyla kollarımı gerdirip tüm parmaklarımı çıtlattım.

Keşke bu kadar iddialı gözükmeseydim. Çünkü dansın sonuna doğru yine figürleri karıştırmaya başlamıştım. İşte şimdi bittim diye düşünürken iki sıra arkamdan tiz bir çığlık sesi geldi. Bu çığlık dikkatleri o kadar dağıttı ki ne şirket yetkilisi sinir herif, ne de kalabalık benim figürleri karıştırdığımı görmedi. Herkes pembe giysili kızın yanına doğru gitmeye başladı. Pek de iyi şeyler olmadığının farkındaydım ancak kızın bayıldığını görmem için kalabalığa iyice yaklaşmam gerekti. Bir dakika... Bu o kız! İzmir'de gördüğüm! Evet evet eminim! Sanrio'nun maaşlı elemanı gibi giyiniyor. Hello Kitty obsesifi olmalı. Tüm bunları düşünürken güçlü bir el beni omuzlarımdan yakalayıp geriye çekti. Ve sonra:


- Sanırım senin dansını izlerken daha fazla dayanamadı :)


Bu da kim? Ne tür bir küstah, bana böyle şeyler söyleyebilir ki!


13 yorum:

  1. Ah benim zavallı hello kity fetişi hatunum nedir bu başına gelenler XD Şimdi ufak bir tahmin benim hatunu bayıltan gyujin seni de omzundan çeken de lee gibime geliyor. Tabi tam terside olabilir. O sözler gyujini anımsatsada içimde ki velet gyujinin o cümleyi çok daha zekice kuracağını söylüyor :D
    Ellerine sağlık bu arada ilk hikayendeki bütün açıkları kapamış ve eksikleri gidermişsin ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle çok teşekkür ediyorum :) Aslında bölümün başını ve sonunu dikkatle bir kez daha okursan Shindae'yi omuzlarından çekeni yakalayabilirsin. O kişinin mizacına çoktan hakim olduk çünkü :D Senin hatunu bayıltanı Jessy'nin yazacağı bir sonraki bölümde öğreneceğiz :)

      Sil
  2. hoppalaaa kim bu küstah olmadı ki şimdi !!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önümüzdeki bölümlerden anlarız :D

      Sil
  3. yudum yudum içilesi yazılar .denemek istediğim güzel bir stil.teşekkürler demek istedim sadece! :)

    YanıtlaSil
  4. ilk dakikadan taviz verildi liste yazıda kalacak sanırım daha yolun başında böyleyse işin içine girince yapmadığı şaklabanlık kalmaz gibi:)

    sonunda buluşacak sanrım F4:P ben onu bekliyorum açıkcası bir araya gelsinler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten idol olmak başlı başına bir taviz işi. Bakalım daha ne tavizler verilecek. Muhteşem dörtlü yavaş yavaş bir araya geliyor. 2013 bizim yılımız olacak :P

      Sil
  5. Ahaha :D Öncelikle çok kolay görünmesine rağmen el&ayak koordinasyonu bakımında sıkıntılı bir insan için Gangnam dansı nasıl işkenceye dönüşebilir biliyorum. Jessy yapamamakta haklı! İnsan ayak hareketini sayarken o eller put gibi öööyle duruyor! Hele o sexy lady kısmını nasıl yapabilir bir insan evladı hiç anlamıyorum. Zaten Jessy gibi çok zıt zevkleri olan bir kız için bu şebeklikler hiç hoş değil. Deeee... Cindy niye bayıldı yahu? Ve Jessy'yle uğraşan bu çocuk da kim? Hmmm merakla bekliyorum devamını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahiden dans etmek çok zordu. :P Yalnız yorumda bir karışıklık olmuş sadece onu düzelteyim, bayılan Jessy. O da yine Cindy gibi diğer iki üyeye nazaran zıt zevklere sahip. Jessy'nin niye bayıldığını ve Shindae ile kimin uğraştığını Jessy'nin yazacağı bir sonraki bölümde daha iyi anlayacağız :)

      Sil
    2. Yahu kangnam style gibi basit bir dansı benim de adam gibi yapamadığımı söylersem dalga geçen olur mu?
      XD Cidden hiç yeteneğim yok ayol

      Sil
  6. Sahiden dans etmek çok zordu. :P Yalnız yorumda bir karışıklık olmuş sadece onu düzelteyim, bayılan Jessy. O da yine Cindy gibi diğer iki üyeye nazaran zıt zevklere sahip. Jessy'nin niye bayıldığını ve Shindae ile kimin uğraştığını Jessy'nin yazacağı bir sonraki bölümde daha iyi anlayacağız :)

    YanıtlaSil
  7. öhöm şey üstteki kulaklıklı uzzlangımızın bi adı var mıdır sıradan bi resim midir???? ^__^

    YanıtlaSil