Pages

19 Aralık 2012 Çarşamba

[2. Bölüm] - 신디의 드림 - Shindae'nin Hayali


Seul Olympic Stadium'un merdivenlerini emin adımlarla tırmanmaya başlarken az önce yürüdüğüm koridoru çınlatan gürültü şimdi daha da yakından geliyordu. Ellerimi iyice sıktım. O kadar ki, bana özenle takılan tırnaklar avcumu kanatacak derecede canımı yakmaya başladılar. Merdivenlerin sonuna geldiğimde daha net duyabiliyordum artık: "Sa-rang-hae-yo Moon-Shin-Dae!! Bunları duyunca az önceki heyecanımdan eser bile kalmadı. Sahneye çıktım ve herkesin bir ağızdan eşlik ettiği hit şarkımı söylemeye başladım. Derken...


- AYY!!!

- Bu da nesi?! Off, bir sincap mı!


Olamaz, yine o rüyaymış. Kurs çıkışı geldiğim ağacın gövdesine yaslanıp uyuyakalmış olmalıyım.  Aslında bu rüyayı görmeye alışkındım. Hatta arkasından toparlanmam bile oldukça zor oluyordu. Ama aynı rüya ilk defa bu denli kötü hissettiriyordu. Derhal kendime gelmeliyim düşüncesiyle gitarımı kutusundan çıkardım. Bestelediğim şarkıları söylemek bana her zaman kendimi düzeltme imkanı verir. Usul usul mırıldanmaktan zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım. Çalan telefonum sayesinde fark ettim, hava oldukça kararmıştı. Eve dönmek için ayaklandım.


Moon Shin Dae. İnsanların ağzından kendi ismimi duyacağım o gün. Acaba öyle bir gün olacak mıydı? Ne bana bahşedilen bu eşsiz güzellik, ne de bu yetenek asla yüzümü güldürmemişti. Hatta lise hayatım boyunca katlanmak zorunda olduğum bir kabusa dönüşmeye başlamıştı: "Yeni bir oyun çıkartıyoruz müziklerini sen yapsana Shindae" "Törende ulusal marşı söyleme görevi sana verildi Shindae" "Hadi yine iyisin! Müzikaldeki başrolü sen kaptın Shindae""Koro çalışmalarını unutma Shindae" Bla bla bla! Mezun olalı 1-2 ay oldu. Sonunda bu gibi taleplerden kurtulduğuma seviniyorum.


Düşünceli bir şekilde eve doğru yürürken karşıdan birisinin bağırarak bana koştuğunu gördüm. Bu benim Koreli dostum Yongmin'den başkası değildi. Nefes almadan bir şeyler haykırmaya çalışıyordu. Az kalsın boğulacaktı. Yaklaştıkça sesi netleşti:


- Shi-shindae! Duydun mu duddu... duydun muuu!
- Neyi duydum mu şaşkın? Yavaş, dur!
- Bunu duyunca çok sevineceksin, biliyorum hem de çok!
- Dur, sakin ol! Anlat şimdi ne oldu?
- United Entertainment... Hani şu sürekli bahsettiğimiz, hayranı olduğumuz grupları bize kazandırıyor dediğimiz! Şimdi çok uluslu bir grup yaratmak için kolları sıvamış. Uluslararası elemeler de yapılacakmış. Herkes bu elemeye katılmak için Kore'ye gitmenin yollarını aramaya başladı!!! Biz de gideceğiz! Zaten Chuseok için benimle gelmek istiyordun? Bundan daha iyi bir fırsat olamaz! Gideceğiz, değil mi?





Yongmin ile değişim öğrencisi olarak geldiği İzmir'de tanışmıştık. Ben Kore'yle ilgili kültürel bir etkinlikte sahne almış ve K-indie gruplarından parçalar seslendirmiştim. O da programın sonunda yanıma gelip bana telaffuz konusundaki eksikliklerimden bahsetmişti. Başlarda onu çok ukala bulsam da; İzmir'e temelli yerleşmesi hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. Aynı dili konuştuğumuz birçok insandan daha yakın olduk birbirimize. Kore ile ilgilenen başka kimseyle vakit geçiremezdik. Çünkü herkesin aksine biz K-pop değil, K-indie dinliyorduk. Kordon boyunca uzanıp şarkılar bestelerdik. Beni benden daha iyi tanıdığını söylesem abartmış olmam. Ne de olsa yalnızca onu duyuyor, ona konuşuyordum. Birbirimizden ayrı geçirdiğimiz tek bir gün yoktu.
 

Tanıdığım süre boyunca ondan birçok kez güzel haberler almıştım. Ama bu defa verdiği haber ile tarif edilemez bir ruh haline büründüm. Haha! Elemeler? Hem de uluslararası! Bir yanda lise hayatı boyunca "stüdyo" yakıştırmasının bile cömert kalacağı o kırık dökük kayıt mekanlarında sürünerek hayallerine tutunmaya çalışan ben, diğer yanda şu an sahip olduğum tüm ilhamın kaynağı United Entertainment... Elbette gidecektim! Zamanlama da harikaydı. Her şeyden önemlisi böyle bir deneyimi Yongmin ile yaşamak süper olacaktı! Hemen ona sarıldım. O anda tüm vücudumu feci bir güven duygusu kapladı. İyi ki var, hem ben onsuz ne yaparım?


Zaman su gibi akıp geçti. Bahsedilen elemeler yaklaşıyordu. Planlanan yolculuk içinse birkaç günden daha az bir süre kalmıştı. Her şey yolunda gidiyordu. Sadece halletmemiz gereken birkaç iş vardı. O gün Yongmin ile kıyafet alışverişine çıktık. Kıbrıs Şehitleri'nde aylak aylak gezinmeye başladık. Gördüğümüz her dükkana giriyorduk. Ben elemelerde giyeceğim kıyafetleri deniyordum, Yongmin ise aralarından bana yakışacak en güzel kıyafeti seçmeye çalışıyordu. Bir yandan da deliler gibi şarkı söylüyorduk. Bu oldukça dikkat çekmiş olmalı ki üzerinde sayısız Hello Kitty eşyası bulunan tanımadığım bir kız, sürekli bize bakıp bir şeyler mırıldanıyordu. Bir ara ben kabindeyken Yongmin'in telefonu çaldı. Korece yaptığı görüşmeden tatsız bir durum varmış gibi hissettim. Çünkü mağazadan ayrılırken de ağzını bıçak açmamıştı. Ben de "ailevi bir problem vardır" diye üstelemedim. Alışverişten sonraki durağımız seyahat acentesiydi. Günler öncesinden ayırttığım biletimi sonunda alabilecektim. İçeri girdiğimizde acente sahibinin bir kızla tartıştığını gördüm. Kız sinirle dışarı çıktı. Çıkarken omzuma sert bir şekilde çarptığını bile fark edemedi! Sorun neydi gerçekten çok merak ettim. Adama göre ciddi bir durum değil; "Israrla biletinde Hello Kitty resmi olsun istedi. Deli midir nedir!" Haha sahiden bu o kız dedim kendi kendime. Her yerde karşımıza çıkan Hello Kitty fetişisti!  Nihayet günün sonuna geldiğimizde geriye kalanlar; eğlenceli şarkılarımız, tatsız bir telefon görüşmesi, satın alınan muhteşem kıyafetler ve neredeyse her dükkanda rast geldiğimiz o esrarengiz kız.


Yolculuk günü gelip çatmıştı. Yaptığım son kontrollerin ardından aceleyle evden çıktım. Yongmin beni sokak lambasının altında bekliyordu. Eşyalarımın bir kısmını kucakladı ve yürümeye başladık. Ailem kapının önünde beni uğurlarken arkama bakmak istemiyordum. Sadece Yongmin'in yüzüne bakabiliyordum. Garip gelebilir ama bu bana her zaman büyük bir güç verir. Fakat bu sefer o da bana bunun basit bir Chuseok tatili olmadığını hisseder gibi bakıyordu.
Havaalanına vardığımızda deli gibi check-in yapacağımız yeri arıyorduk. Valizlerim o kadar ağırdı ki zorlukla hareket ediyorduk. Ama bir dakika... Yongmin'in valizi nerede? Telaş içinde dolanırken Yongmin'in hiç eşyası olmadığını fark edememişim.


- Yongmin eşyaların nerede? Hiç eşya götürmeyecek misin? Yoksa unuttun mu! Neyse bu senin için sorun olmaz. Ne de olsa ailen şu an orada ve elbette evinizde hala eşyaların vardır. Haha! Heyecandan neler diyorum kusuruma bakma sen benim! Ama yine de bir şeyler alm...
- Ben gelemiyorum Shin...
- Efendim?
- Ben gelemiyorum, çok üzgünüm. Ama tamamen farklı bir durum var. Ailem yarın Türkiye'ye geliyor. Artık İzmir'de yaşayacağız. Buna sevinmeli miyim, bilmiyorum. Seni yalnız bıraktığım için gerçekten çok üzgünüm. Ama sen tek başına bunl..
- Şaka mı yapıyorsun! Yongmin! Beni şu an nasıl bir halde bıraktığını bilmiyorsun! Asla bilemeyeceksin! Sensiz tek bir şey yapamıyorum. Kahretsin bu çok berbat bir durum. Birbirimizi bir daha görebilecek miyiz onu bile bilmiyoruz!! Bundan emin olmadığın halde benimle gelmeyi düşünmemişsin bile!! Nefret ediyorum senden!!!! Git buradan! Hemen, git!


Ben bağırdıkça sesim onu benden uzaklaştırdı. Aceleyle yürümeye başladım. Artık asla arkama bakmamam gerekiyordu. Hayatım boyunca yaptığım en zor vedalardan birini gerçekleştirmek üzereydim. Çantamı sıkarak güç alıyordum. Sanki çantanın sapı bırakmamam gereken bir ip gibiydi. Onu elimden alsalar yere yığılacakmışım gibi hissettim. Uçağa giden son çıkış kapısına geldiğimde durakladım. Bir anda gözlerimden süzülen yaşlara engel olamadım. Koltuğumu bulup oturduğumda hala ağlıyordum. Kulaklığımı takarsam belki ağlamayı keserim diye düşündüm. Bu düşüncelerle uyuyakalmışım.

Neden sonra bir anda irkildim. Omzumda bir ağırlık vardı sanki. Üstelik tişörtüm de sırılsıklam olmuştu. Kafamı çevirdiğimde yanımdaki yolcunun su gibi terlemiş bir şekilde sayıkladığını gördüm. Bu nereden çıktı şimdi!


- Şey, bakar mısınız?
- Eunji... Eunji seni çok seviyorum.
- Beni duymuyor musunuz, kendinize gelin!
- Eunji sevgilim... Gel buraya!


Tanımadığım bu garip yolcunun buz kesmiş elleri şimdi yanaklarımdaydı. Beni kafamdan sıkıca yakalamış, ıslak ve yarı açık gözlerle yüzüme bakıyordu.


- EUNJİ! Seni çok özlemişim!
- HEY! Lütfen bırakır mısın beni! Bir dakika... NE YAPIYORSUN?!






















38 yorum:

  1. uuww bu daha etkileyici geldi :)

    YanıtlaSil
  2. yazım dilin ne kadar güzel..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim için önemli bir yorumdu bu. Beğendiyseniz ne mutlu :)

      Sil
  3. Merak ettim Eun Ji diye sayıklayan hangisi yahu :) İlk defa bir fanfictiona takıldım kaldım iyi mi :)

    YanıtlaSil
  4. Merak ettim Eun Ji diye sayıklayan hangisi yahu :) İlk defa bir fanfictiona takıldım kaldım iyi mi :)

    YanıtlaSil
  5. Çok duygusal bir yazı olmuş. Ve bu yazıda sevmediğim hicbir karakter yok. Kahrolası Eun Ji, Gyu Jin'e ne yaptiysa artık... kesin odur sayiklayan... ah benim garibim ah benim sefil aşığım. Neyse sana da gun doğdu yeni bir kız var artık hem de iyi kalpli :) yongasi min'e üzülsem de yapacak bir şey yok. Elinize sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gyu Jin sanıldığı kadar masum değil bence. Shindae çok dikkat etmeli. Zaten yalnızlık onu 1-0 geride bıraktı. Yongmin oppa önümüzdeki bölümlerde sürpriz yapabilir. Ama bakalım neler olacak. Teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Buda ilki kadar güzel olmuş hikaye çok heyecanlı ilerliyor :D Eunji'yi kim sayıklıyor acaba çok merak ettim... Bu arada bu yazı dizisinin belirli bir yayın günü veya saati olacak mı? Emeğinize sağlık paylaşım için teşekkürler :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben cevap yazana kadar Eunji'yi sayıklayanı öğrendik. :P Bölümler haftalık tamamlanıyor genelde. Ama belirli bir gün koymadık. Teşekkür ederim :)

      Sil
  7. çok güzel olmuş heyecan ile devamını bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yayınlanmadan önce okuyorsun neden bu kadar merak ettin yavrum :P

      Sil
  8. çok güzel olmuş,devamını merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
  9. Çok güzeldi yaa;devamını merakla bekliyorumm!:3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum, devamı çoktan geldi :)

      Sil
  10. ilk bölümü dün gece 3 gibi okuyunca yorum yapamadım haliyle :P şimdi bu bölümü de okuduktan sonra yorumumu yazıyorum :)
    Anlatım dili o kadar akıcı ki okumaya hangi ara başladım hangi ara bitirdim anlamadım bile :D bölümler çok heycanlı yerlerde bitirilmiş bu okumayı daha da keyifli hale getiriyor :) Uzun zaman sonra okudum ilk hikaye oluyor bu ve şimdiden iyi ki okumaya başlamışım diyorum :D Ellerinize, kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akıcı olmasına sevindim, çünkü bu hikaye tekdüze hikayeler gibi olmasın bir farkı olsun istedik. Bu yüzden yorumun çok değerli Umi. Teşekkür ederiz :)

      Sil
  11. Son fotoğrafta diğerleri adım adım belirecek sanırım...Etkileyici, klavyenize sağlık...;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O fotoğraf için değerli blogger çingumuz MadamPatapuff'a teşekkürlerimizi sunuyoruz. Teşekkürler ^^

      Sil
  12. hikaye heyecanlı eunji diye sayıklayan kişi kim merak ediyorum ama yavaştan bir aşk kokusu geldi burnuma hadi hayırlısı okuyup görcez...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz aşka yelken açan kimse yok. Ama bekleyip görelim. Seçmeler sancılı, eğitimse felaket. Ne ara aşık olabilecekler bakalım :)

      Sil
  13. Evet Shin Dae (a.k.a Şindi :D) sevdiğim bir karakter olacakmış gibi duruyor. Özellikle de kendisinin bu yola baş koymuş, gitarında-indie'sinde biri olması hoşuma gitti.
    Çok beğendim anlatımı. Akıcı olmuş nasıl bitti gitti anlamadım. Ellerin dert görmesin Shin Dae :D

    YanıtlaSil
  14. Bu arada az önceki yorumumda bahsetmeyi unuttuğum pek çok şey vardı ve içimi kemirdi. Güzel olmuş brava brava demek pek benlik bir hareket değil. Baş şişirmezsem olmaz :D
    Bu bölümün daha bir olay ağırlıklı olmasını ve işin içine merak faktörünün girmesini sevdim. Ayrıca gelecek bölümler için teoriler de oluşturmaya itiyor insanı. Sevgili yazarımı tebrik ediyorum (hanginiz olduğundan emin olamasam da :D) Bölüm sonu heyecanı faktörü güzel oldu. Elbette ki tahminler Gyujin yönünde olmakla beraber bu ikilinin muhtemel etkileşimi hakkında durduramadığım düşünceler ağır basıyor şu anda. Devamını beklediğimi ekliyor ve huzurunuzdan ayrılıyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha acaba şu an hangimizi yakıştırdın Gyujinle :D Shindae ve Lee enteresan bir karşılaşma yaşadılar. Sonları hayır olsun hepsinin çok karmaşık ilişkilere doğru gidiyorlar. Yorumun her zaman böyle uzun olsun çingu sen yeter ki yorumla ama, çok hoş :D

      Sil
  15. Şu Hello Kitty fetişi kızı çok merak ettim. Çehov'un söylediği gibi bir hikayede silah varsa, o silah mutlaka patlar. Bence fetiş kızımızda da silahlık bir durum var gib, hayırlısı.
    Koreli arkadaş Yong Min de ilgi çekici bir karakter bence. Shn Dae'yle ilişkilerini daha derinden öğrenmek isterdim açıkçası.
    Devamını merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
  16. Şu Hello Kitty fetişi kız ilgimi çok çekti, merak ettim kendisini. Çehov'un da dediği gibi hikayeye bir silah girerse o silah mutlaka patlar. Bu kız da o silah gibi geliyor bana, hayırlısı.
    Koreli arkadaş Yong Min'le Shin Dae'nin ilişkisini derinlemesine öğrenmek isterim açıkçası. Yong Mn'in gelmeyeceğni öğrendiğinde, Shin Dae'nin veda bile etmeden uzaklaşması ilginç.
    Devamını merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bölümde Çehov amcayı haklı çıkardık o zaman. :) Yongmin ve Shindae'nin ilişkisi arkadaştan öte gibi duruyor. Ama veda etmeden gitmesi kaçınılmazdı. Yoksa kızımız gidemez Türkiye'de kalırdı. Tesadüfler son bulmaya başlıyor. Artık bir araya gelecekleri düşünülünce :) Yorum için teşekkürler :)

      Sil
  17. Güzel bir şekilde ilerliyor.İlk dört bölümde bütün ana karakterleri sırayla tanırır sonra olaylar olaylar gibi geliyor bana . :)

    YanıtlaSil
  18. eline sağlıkk :) bilette Hello Kitty miii bu kız en çatlak karakter olabilir :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de favori karakterim Jessy. Hello Kitty saplantısını öğrenmek üzereyiz :) Ben teşekkür ederim :)

      Sil
  19. Şindi'nin hayali de süpermiş :)İzmirli gençler Kore'de neler yapacak, kimlerle karşılaşacak çok merak ediyorum. Şindi'yi ayrı bir sevdim nedense. Hello Kitty kısmına da bayıldım :) Yalnız yanında oturan Lee mi yoksa Gyujin mi anlamadım :P Şimdi Jessie'nin hayaline geçeceğim ve bir kez daha teşekkürler arkadaşlar. Gerçekten harika bir hikaye çıkarmışsınız. Devamını iple çekiyorum ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Shindae şimdilik sevilen bir karakter. Umarım ne olursa olsun karakterinden ödün vermez. Eğitim ve seçmeler ikisi de zorlu süreçler. Yeni bölümde yanındakinin kim olduğunu öğreniyoruz.

      Çok teşekkür ediyorum güzel yorumun için. :)

      Sil
  20. gerçekten hikaye çok hoş:) uluslararası grup oluşacak ama hepsi Türkiye'den gidecek ve hepsi koreli mi orayı bir türlü anlayamadım..

    neyse sanırım hikaye gizemli olsun diye o şekilde yazıyorlar diyerek anlamadığım kısımlarda aklıyorum kendimi, bende sorun yok:P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karakterlerin hepsi Türk ancak daha sonra Kore'ye gittiklerinde sahne isimleri olacak, değişecek vs. kafa karıştırmamak için direkt nicknamelerle girdik sahneye :D

      not: seni gördüğüme sevindim :P

      Sil
    2. tam lee'nin bölümüne geçmiştim orada karakterin Türk olduğunu anladım, yorumunla anladım ki sadece o değil hepsi Türk:)

      teşekkürler:)

      Sil
  21. Ahh sendeki şans aynı yere gittiğiniz yetmiyormuş gibi yanyana oturuyorsunuz. :D Ellerine sağlık. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık şans mı, şanssızlık mı onu ileride göreceğiz. Teşekkürler ^^

      Sil
  22. Bu karakterin en büyük zafı devamlı birilerine yaslanmak olmuş, her ne kadar kendine mantıklı açıklamalar yapsada hikaye ilerledikçe başı çok arıcak gibime geliyor.

    Chihiro daha önce hikaye yazmışmıydın yoksa bu ilk denemen mi? Bölümü okuduktan sonra en çok bu soruyu merak ettim. Müsadenle yapıcı olmak adına beni rahatsız eden bir noktayı söylemek istiyorum. Olay örgüsünü iyi oturtmuşsun ama duygu geçişlerinde biraz kopukluk olmuş. Bu sanırım betimle yetersizliğinden kaynaklanıyor olabilir. yinede üslubun kendini okutturuyor eline sağlık;)

    YanıtlaSil