Pages

7 Mayıs 2013 Salı

[12. Bölüm 2/2] - Şov Zamanı


O günden sonra tek yaptığım tanıdığım insanlardan kaçmak oldu. Lee pisliğinin hava atmalarına katlanacak havamda değildim. Hello Kitty ile bir kere daha takışırsak ilk uçakla eve gönderileceğim konusunda uyarı almıştım. Ve 5 numarayı ne zaman görsem gözümün önünde mavi geceliğinin altında serbestçe duran göğüsleri geliyor, kendimi sapık gibi hissetmeme sebebiyet veriyordu.
Bu sırada olan tek güzel şey oda arkadaşım Hunye ile iyi arkadaş olmaya başlamamızdı. Elinde sürekli bir fotoğraf makinesi ile dolaşıyor, zaman zaman ona modellik yapmamı istiyordu. Başlarda biraz yadırgasam da, güzel bir fotoğrafın ardından çocuk gibi sevinmesi iyiden iyiye hoşuma gitmeye başlamıştı. Hunye hem uyumlu hem de sakin ruhlu biriydi. Yemeklere herkesten önce iniyor, kimse ortalarda yokken otelden sıvışıyor etrafta tur atıyor sonra da odamıza çıkıp birbirimizin işine karışmadan takılıyorduk. Kore'de başıma gelen en güzel şeydi o.


***


Eleme gününün sabahında Hunye ile birlikte herkesten önce otobüse binip en arkadaki koltuklara kurulduk. United Ent. binasına varana kadar ikimiz de tek kelime etmedik. Hunye'nin dudaklarının kıpırtısına bakılırsa dua ediyordu.

Binanın içerisinde elemelerin yapılacağı büyük salona ilerlerken fazlasıyla heyecanlandığımı, hatta umutsuzluğa düştüğümü hissettim. Kulaklarım uğulduyor, midem bulanıyordu. Tamamen paniklemiştim ve bu işleri parlak hale getirmezdi. 4. kattaki salonun önüne gelince Hunye'ye biraz hava almam gerektiğini söyleyip nereye gideceğimi bilemez halde arkamı dönüp uzaklaştım. "Personel harici girilmez." tehdidini savuran uyarı levhasına aldırmadan önüme çıkan ilk kapıyı açtım ve merdivenlerle karşılaştım. Tırabzanlardan destek alarak güçlükle tırmandım ve çatı katının serinliğine kendimi attım. Kaç dakikadır orada öylece durup sakinleşmeye çalıştığımı bilmiyordum... Kendimi her şeyin iyi olacağına inandırmama çok yakınken arkamda kırılan camın sesini duyup telaşla döndüm. Başımın yine belaya gireceğini düşünmüştüm ama durum tamamen farklıydı. 

5 numara elindeki camdan yapılma -bir zamanlar her neyse- bir şeyi düşürüp kırmış, yüzünün tam ortasına yerleşmiş bir şok ifadesi ile donup kalmıştı. Gözümün önünden tanıdık görüntüler geçerken yere çöktü ve kırılan cam parçalarını toplamaya yeltendi. Daha fazla dayanamayacağımı anladım ve aramızdaki mesafeyi iki büyük adımla geçerek ona ulaştım. Ellerini kesmeden önce cam kırıklarına dokunmasına engel olup 5 Numarayı kendime doğru çektim. 

Günlerdir aklımdan çıkmayan şeyi yapmanın getirdiği rahatlamayla nefesimi koyverdim. 5 Numara kollarımın arasında kendisini bana teslim etmiş öylece dururken o anın tadını çıkardım. İki gün önce tiril tiril mavi geceliğinin içerisinde, sabah serinliğinin etkisiyle dirileşmiş göğüsleri şimdi benim göğüs kafesime temas ediyordu. Bu sefer sütyen giyinmişti ama yine de iyi hissettiriyordu. Acaba gerçek büyüklüğü bu muydu yoksa şu büyük gösteren destekli çamaşırlardan mı giyinmişti? Geçen geceki gibi yalnızca ince bir kumaşla örtülüyken -ya da daha iyisi tamamen çıplakken- onları kendime bastırmayı öyle çok isterdim ki...

Kafamın içinde dönen hepsi birbirinden erotik binlerce düşüncenin parmak uçlarımdan akarak dışa vurmasını engellemeye çalışırken 5 Numara tarafından hafifçe itildiğimi hissettim. Saatini gösteriyordu. Elemeler! 

Bir an için burada neden bulunduğumu unutmuştum. 

Aceleyle büyük salonun olduğu kata indiğimizde Hello Kitty ve Lee'nin soran bakışlarını üzerimde hissettim. Onlardan tarafa bakmamaya özen göstererek kalabalığın içinde Hunye'yi bulup yanına iliştim. 


***


İnsanları sırayla salona çağırmaya başladılar. Kimileri üzgün, kimileri oldukça keyifli çıkıyorlardı. Ancak istisnasız hepsinin yüzlerinden sınavı öyle ya da böyle atlatmış olmanın rahatlığı okunuyordu. Bu durum geride kalanlar, yani bizleri, daha fazla germekten başka bir işe yaramıyordu tabii. 

İsmimin -ya da göğsüme iliştirdiğim numaramın- neden hala okunmadığını merak ederken, numarası anons edilen Shin Dae -hayır bu sefer 5 numara değildi- ayağa kalkıp kireç gibi bir suratla salonun kapısına doğru ilerledi. Onunla birlikte bir kişi daha çağırılmıştı. Kim olduğunu duyamadım ancak bir görevli kapıda durup "Sıradaki yarışmacıları izlemek için herkesi içeri alayım."  der demez anladım. Lee yine kişisel şovunu sunacaktı...

İçeri girip büyük salonda duvar kenarlarına oturduğumuzda Lee sanki hiçbirimizin varlığından haberi yokmuş gibi, tam ortada spot ışıklarının altında, yüzünde dramatik bir ifadeyle aynada kendisini süzüyordu. Yanında da onun tavrının tam aksini takınmış olan Shin Dae ne yapacağını bilemez ve yenilgiyi tamamen kabullenmiş halde omuzlarını düşürmüş öylece duruyordu. 

Jüri dahil herkes sesini çıkarmadan salonun ortasında duran bu ikiliye merakla bakarak şovun bir an önce başlamasını sabırsızlıkla bekliyordu. Lee sonunda DJ'e başıyla işaret verdi ve gitarın çığlığı ile dansına başladı...

Shin Dae kıpırdamadan öylece dururken Lee yavaş hareketlerle etrafında dönerek dans etmeye başladı. Şarkıcı nakarata girmeden önce yükselmeye başlarken o da daha büyük ve keskin hareketlerini göstererek yalnızca 5 numaranın değil etrafımda oturan bütün kızların nefeslerini bir anlığına tutmasına sebep oldu. 
Nakarat duyulmaya başlandığında Lee 5 numarayı kollarının arasına alıp istediği gibi dans ettirmeye başladı. Yüzünün her bir köşesini al basmış olan kız ne yaptığının farkında değilmiş gibi görünüyordu. Belki de koreografinin öyle olması gerekiyordu, bilmiyorum. Ama hoşuma gitmemişti.
Şarkıcı ikinci kısma girerken Lee 5 numaranın arkasından yaklaştı ve boynuna doğru sokuldu. Dansına devam ederken kızın kulağına hiçbirimizin duymadığı bir şeyler fısıldadı ve sarı hırkasının fermuarını ondan bir onay gelmesini beklemeden müzikle uyumlu bir hızda indirmeye başladı. Bu kızlar neden hep fermuarlı şeyler giyiniyorlardı ki? İncecik hırkayı yavaş yavaş sıyırıp omuzlarını açıkta bıraktığında kızın boynuna minik bir öpücük kondurup hemen iki yanımda oturan kızın yüksek sesle iç çekmesine sebep oldu. Bir ikisi de elleriyle ağzını kapatmış, çığlık atmamak için kendilerini kendilerini zorluyor gibi görünüyorlardı. 
Sarı kazağı sol eliyle duvar kenarında duran kolonların üzerine attıktan sonra -bir kere daha- keskin hareketlerle dans etmeye ve kendi gömleğinin düğmelerini birer birer açmaya başladı. Son ikisine gelince gömleğini iki yandan tutup sertçe çekmesiyle düğmeler sağa sola fırladı. Bir erkeğin "Ah!" sesini duyduğumda "Bu kadarı da fazla!" diye düşündüm. Kızların etkilenmesini anlayabilirdim ama... Erkekler?!
Lee'nin öpücüğü ile iyice büyülenmiş gibi görünen 5 numara ikinci defa nakarata girildiğinde bu sefer uyumlu şekilde kıvrılıp, bükülmeye başladı. Evet buna tam olarak kıvrılıp, bükülmek denirdi. Bu kadar insanın önünde bu kadar samimi bir dans gösterisi yaparken akıllarından ne geçiyordu bilmiyorum. 
Chris Brown şarkıda köprüye girdiğinde ikisi artık bir uyum tutturmuşlar, sanki daha önce defalarca prova etmiş gibi dans ediyorlardı. 5 numara spotların altında terden ıslanmaya başlamış saçlarını savurarak Lee'nin onu baştan çıkarmasına izin veriyor, oyuna ortak oluyordu. 
Gitar bir kere daha solo çığlığına başlarken artık iyiden iyiye transa girmiş kız kalçalarını kıvırırken bir yandan karşısındaki adamın bacaklarını boydan boya elleyerek yere kadar çöktü. 5 numarayı büyülediği için son derece tatmin olmuş görünen Lee ayaklarının dibindeki kızı ödüllendirmek için -bir kere daha-  rakibesi kızları kendilerinden geçirerek siyah kolsuz tişörtünü çıkarıp attı ve benimkinden olabildiğince farklı olan kaslı vücudunu sergiledi. 

Bu sefer ciddi ciddi çığlık atanlar olmuştu. Bronz teninin üzerinde parlayan ter damlalarının işe ayrı bir seksapalite kattığını fark ettiğimde aynada kendi, bembeyaz yansımama baktım ve asla pembeleşmekten öteye gidemeyen güneşlenme seanslarıma bir küfür yolladım.

Büyücüsünün çarpık gülümsemesi ile artık kalkması gerektiğini anlayan 5 numara, oğlanın normalde olması gerekenden oldukça düşük bir yerde duran pantolonunun kemer kısmına tutunarak başını geri attı. Lee havada parmaklarını tek tek bükerek bana bile biraz estetik görünen bir 'gel' işareti yaparken kız artık iyiden iyiye terlemiş vücudunu dikleştirdi ve son yarım dakikadır kapalı olan gözlerini açtı. Son notalar duyulana kadar ikili aralarından rüzgar bile geçmeyecek kadar yakın, ahenkle dans ettiler ve burunları birbirinden bir santimetre uzaklıkta birbirlerinin gözlerinin içine şehvetle bakarken şovlarını bitirdiler.

 Şarkı durduğunda salonda kimseden ses çıkmıyordu. Kızların bir kısmı elleri hala yüzlerini kapatır halde, bir kısmı ise çirkin görünmek umurlarında bile olmadan ağızları bir karış açık, şaşkınlık ve açlıkla az önce ufak çaplı bir ön sevişme yaşayan çifte bakarken, erkekler yüzlerinde hoşnut olmayan ifadeler taşıyorlardı. Hemen karşımızdaki duvarı tamamen kaplayan aynada kendimi kontrol ettiğimde ağzımın tiksinti ile büzülmüş olduğunu ve gözlerimden alevler çıkardığımı gördüm. Kimse görmeden kendime umursamaz bir ifade vermeye çalıştıysam da, pek başarılı olabildiğimi sanmıyorum.

Jüriden biri ayağa kalkıp alkışlamaya başladığında hipnoz olmuş insanlar birer birer gerçek dünyaya dönmeye başladılar. Kızlardan bir çığlık ve alkış tufanı gelirken, erkekler tebriklerini belirtmekte en az benim kadar isteksiz görünüyorlardı.

Bütün jüri üyelerinin önünde ayağa kalkması ve hayranlıkla onu alkışlamaları yüzünden kendinden geçmek üzere olan Lee abartılı bir reverans yaptı ve kim olduğu hakkında hiçbir fikrimin olmadığı bir kız tarafından uzatılan havlusu ile üst tarafı çıplak olan vücudunu kurulayarak vakur bir edayla salondan çıktı. 

Jürinin ara verildiğini söylemesi ile beraber herkes aceleyle salonun dışına çıkmaya başladı. Önde kızların olduğunu söylememe gerek var mı? 
Sona kalan birkaç kişiyle birlikte kapıdan çıkarken arkama dönüp baktığımda 5 numaranın hala salonun ortasında durduğunu gördüm. Nerede olduğunu, az önce neler yaşadığını bilmiyormuş gibi görünüyordu. Benim ona baktığımı görünce gözlerinde bir aydınlanma oldu. Belki de ona açıklama yapabileceğimi düşünüyordu.

Ancak o an nedense onunla konuşmak hiç çekici gelmedi... Arkamı döndüm ve hızla salondan çıkıp içecek makinesinin önünde düğmelerle boğuşan Hunye'nin yanına gittim.
Hunye bölmeye düşen metalin sesini duyduktan sonra eğildi ve kutu kolasını alıp, doğrulurken yüzüne bastırdı. Bana döndüğünde neden öyle yaptığını sormayı düşündüm ama buna gerek kalmadan, Hunye biri fena halde kanlanmış gözlerini bana dikerek açıklamasını yaptı.

"O çocuk gömleğini yırtarken fırlayan düğmelerden biri gözüme çarptı. Bir süre göremeyeceğim sanırım, ha?"

________________________________________________________________



8 yorum:

  1. Güzzi Güzzi Güzzi... Sen hep böyle sık yaz mümkünse, olur mu? :D Bu arada "Gyujin oppa jjang" derken iyice ezikledin Gyujin'i XD Ondan sonra beyaz tenlilerden ne istiyorsun yavrum? :D Shin Dae'in namusu gitmiş gibi hissediyorum asdfghjkl

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mağdurun yanında olun azıcık! Yazık Gyujin oppaya T.T

      Sil
    2. katılıyorum Güzzi

      Sil
  2. o değilde gyujin ve lee eun ji yi ne çabuk unuttu böyle -_- erkek milleti işte nolcak :D off gyujin sen niye shin dae ye kayıyosun sana en ideal kız jae shi ona koş koş ona :b zaten o ateşli danstan sonra shin dae iflah olmaz bencesi bi dans ta gyujin-kitty ikilisinden geldimi ortalık iyi karışır haha yazık la sana gyujin sevdiğin kız seni sevmedi deli kızın tekinden defalarca dayak yedin accık hoşlaştığın kızı en büyük düşmanının kollarında seyrettin tartışmasız bu hikayenin mağduru sensin yazık sana :((

    YanıtlaSil
  3. gyujin bölümleri çok eğlenceli oluyor o nedenle çok seviyorum ben. tam tahmin ettiğim gibi ve olması gerektiği gibi lee ile dans ettiler çünkü gyujin ile dans etseler sanırım ilk uçakla ikisi de dönerdi:P yeteneği olmayan 5 numara lee sayesinde geçti diyelim gyujinin ne yeteneği var eziklikten başka nasıl geçecek merak ediyorum ya da geçebilecek mi elemeleri? sırf inat için geldi ama belki içinde kendisinin bile bilmediği bir yetenek vardır, mutlaka var, olmalı:P

    kitty yoktu ortalıkta gözlerim aramadı değil:P geçen bölümlerde yorumlarda yazmayı unutmuşum kitty'nin biraz aşırıya kaçtığını düşünüyorum. ayrımcılık mı yapıyorum bilmiyorum ama gyujinin yaptıkları fazla gelmese de kitty nedensiz yükleniyormuş gibi geliyor. bakalım çıkar belki daha geçerli nedenler. önceden kitty ile gyujin favorimken şimdilerde gyujin yalnız kaldı:P 5 numara gözüme girmeye başladı ama lee bildiğin gıcık yahu:P

    umarım böyle hızlı ilerlemeye devam eder hikaye nazar etmeyelim:P yazar ekibine teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  4. Heheh en sevmediğim iki karakter dans etti.İkisine de hiç ısınamadım. Ah be Gyujin 5 numara olmamalıydı seninki, Kitty olmalıydı...

    YanıtlaSil
  5. okumaya yeni basladim.begendim.ama kitty fazla saldirgan.son tokadi atmasi yerindeydi.ama otelde sac yolmasi fazlaydi gibi..
    onun haricinde kitty karakterine bayildim.hem gizemli de.ona gyujin yakisir bu da bir gercek.zaten oyle ayarlamisssiniz.gyujini de sevdim.basta fazla sonradangorme tavirlari vardi ama onun aslinda sadece sapsal saskin ve iyi biri oldugu ortaya cikti.lee herkesten irak olsun..yorum yapmiim ona.
    5 numarayi sevemedim.
    gyujin ve kitty kalp diyip gidiyorum.

    YanıtlaSil
  6. İdolümü açıklıyorum... Hunye :D "O çocuk gömleğini yırtarken fırlayan düğmelerden biri gözüme çarptı. Bir süre göremeyeceğim sanırım, ha?" Bu kısma gül gül öldüm, zavallım ya :( Hem Hunye ne güzel bir isimdir öyle :D Öncellikle tüm yazarlarımızın ellerine sağlık, harika bir şekilde ilerliyor bölümler <3 Her gün bakıyorum yeni bölüm gelmiş mi diye yok böyle bir bağımlılık *.*
    Gyujin yorumlara baktığım kadarıyla herkesin idolü ama en büyük aşklar nefretle başlardan yola çıkarak Hello Kitty ile yakıştırıyorlar onu TT Ben tüm karakterleri seviyorum, kötü adam Lee'yi bile :P Sevmediğim kabullenmediğim bir karakter yok ama Gyujin kedicikle olmasın yaaa demek istiyorum >.< Şu ateşli danstan sonra işler bir hayli karıştı gerçi o.O Shin Dae'nin bölümünü merakla bekliyorum. Kızcağız Lee'ye mi vuruldu acaba??? Kafası karışmış olmalı. Bu konudan müthiş bir dizi çıkardı yalnız :D Güzzi Koreli yapımcılara ulaştır bence bu senaryoyu ^^

    YanıtlaSil