Pages

2 Mayıs 2013 Perşembe

[10. Bölüm] - Planları saklamak için en iyi yol samimi olmak!



Kore'ye indiğim andan itibaren içim daha da enerji ile doldu. Hayallerime ilk kez bu kadar yakınım. Önümde engel olabilecek küçük bir sinek bulunmasını sorun olarak görmüyorum. Lise yıllarından kalan umursamamazlık sendorumunu da İstanbul'da bıraktım. Burada gerçek Lee'yi görecek, gerçek kralın kim olduğunu öğrenecek.

Gangnam Style yapmak için şu meşhur meydana gitmem gerekiyordu ama benim at gibi tepinmek için "boş" zamanım yok. Yarısı oldukça yeteneksiz, çeyreği de gayet tipsiz olan insanların arasında ay gibi parıldamak egomun ivmesini havaya kaldırabilirdi ama dediğim gibi hiç gerek yok. Çünkü benim bambaşka planlarım var. Şeytanın bile aklına gelmeyecek planlar.


Metroya atladığım gibi Seul Belediyesi'ne doğru yol aldım. Karşımda iki tane liseli kız duruyor. Bana bakıp kıkır kıkır gülüyorlar. Bir tanesinin dudaklarını okuduğumda içimden söylediğim kelime "oppa" oldu. Evet, bu kızlar beni oppaları olarak görüyorlar. Hem de buna sadece 5 saniyede karar verdiler. Bütün ülkeyi etkim altına almam sandığım kadar uzun olmayacak. Kendi kendime içimden "Şimdi sakin ol Lee ve onlarak sahte ama samimi bir gülümseme ile cevap ver" dedim. Dudaklarım birbirinden ayrılırken onların da yanakları kızarmaya başladı. Kızları şeker gibi eritebilirdim aslında, ama bunun yerine arkamı döndüm. Boşalan koltuğa oturdum ve 11 saatlik uçak yolculuğunda detaylarını düşündüğüm "Lee'nin planları havuzuna" balıklama daldım.




Metrodan indiğim zaman herkes bana bakıyordu. Elimde kocaman poşetler olan, 1.86 boyunca, geniş omuzlu bir yabancı... "Ağırlık taşıdığı halde yüzünden gülümsemesi eksik olmuyor" dedi ahjummanın teki. Aferin, işte böyle kıvama gelin. Size ben daha orgazm çığlıkları attıracağım. Elimde Türkiye'den getirdiğim lokumlar, kestane şekerleri, pişmaniyeler, nazar boncukları, tespihler, çiniler ve küçük dokuma kilimlerin olduğu hediye paketleri vardı. Süslemeler Osmanlı motofileri taşıyordu. Ayrıca küçük ayasofya, Sultanahmet, Selimiye ve Galata Kulesi temalı bardak ve tabak setleri getirmiştim. Bu küçük güzellikler benim planımın ilk aşamasını oluşturuyor.

Seul Belediyesi'nin dönen kapısında içeri girerken somurtan suratım birden çiçekler açtı. Karşımdaki güvenlik görevlileri işlerinin getirdiği ciddiyetle bana İngilizce olarak "Ne için gelmiştiniz?" sorusunu yönelttiler. İngilizce soruya Korece olarak "Türkiye'den geliyorum. Sayın Başkan'ın geleceğim haberi var. Randevumuz birazdan başlayacak" dedim. Akıcı ve aksansız Korece'mi duyan görevliler anında yelkeleri suya indirdi. İşte şöyle yola gelin. Dönme dolap gibi dönüşünüzü görmek içimin yağlarını eritiyor. Manyetik kartımı ve rehberimi alarak 7. katta bulunan başkanın ofisine çıktım. 


Kocaman ofis hem geleneksel, hem de modern eşyalarla süslenmişti. Kore'nin en ünlü tarihi kişilerin minyatür bebekleri maun dolabın işlemeleri raflarında bütün güzellikleriyle sergileniyordu. Başkan kesinlikle zevkli insan diye içimden geçiriyorum.


"Bay Wiu, hoş geldiniz. Sizi burada görmek ne güzel bir duygu"


"Hoş bulduk Sayın Başkan. Asıl burada olmak harika bir duygu" Daha samimi gülümsemeler ve bakış yerleştir yüzüne Lee. Olanca tatlılığımla "Ofisiniz gerçekten harika dizayn edilmiş"


Kabaran bir hindi edasıyla "Tamamen benim eserim. Her adımıyla bizzat ilgilendim" dedi.


Başkanın dekorasyona ve egzotik lezzetlere olan düşkünlüğünü kısacık bir Wikipedia araştırmasıyla öğrenmiştim. Elimdeki hediye paketlerini deri koltuğun önümdeki fildişinden destek alınarak yapılmış oldukça pahalı gözüken masanın üstüne koydum.


"Bizim oralarda bir söz vardır; çam sakızı çoban armağanı diye. Buradaki hediyeler İstanbul'daki mevkidaşınız Sayın Topbaş'dan ve benden" dedim. Aslında sadece Topbaş'ın adını verecektim ama eşeğimi sağlam kazığa bağlamalıydım. Sonuçta Topbaş hiçbir şey yapmamıştı, buradaki hediyelerin hepsini Kocaeli'ndeki bir dinlenme tesisine giderek bizzat kendi seçmiştim. 


Başkanın gözleri gülmekten kısıldı, sanki yok oldu. Bu, onun ne kadar mutlu olduğunun kanıtı işte. Büyük bir oh çekiyorum. Bana bakan başkana ise "taşırken birazcık yorulduğumu" söylüyorum. Hemen sekreterini arayıp yeşil çay getirmesini söylüyor. Düşünceli adamın hali bir başka, ayrıca kafa dengi de. Ben bunun serçe parmağımda bile oynatırım. Tipik Asyalı saflığını elime alıp ilmik gibi dokuyorum seni Başkan!


Hemen konuya giriyorum. "Sayın Başkan bildiğiniz gibi ülkenizin en büyük eğlence şirketi United Ent. uluslararası elemeler yapıyor. Her ülkeden olduğu gibi Türkiye'den de katılanlar var. Bu çok kültürlü bir organizasyon, şirket yetkilileri altından kalkmak için zorlanıyor gibi. Bu kadar sıcak havada, açık alanda, tarihi kral heykelinizin önünde Gangnam Style yaptırıyorlar. Bu her ülkede yayınlanacak. Bence yanlış bir durum, tarihi değerlerinizi ciddiye almıyorsunuz diye gözükecek. Tamamen şirketin suçu"


Başkanın az önceki neşesine neden olan ben, şimdi o neşeyi uçurumdan aşağı attım. Tam kıvamında! "Bunu hiç düşünemedim, ben kral heykelinin de reklamı olur diye düşünmüştüm. Aishh!" Hemen devreye girerek "Ama kötü reklam" dedim. O gözlerdeki korku, hayalin suya düşmesi, heyecanın sıfıra inmesi.. Bütün bu duyguları başkasında görmek inanılmaz güzel bir duygu. Ben mutlu olmalıyım, benim hayallerim gerçek olmalı, benim kalbim heyecandan küt küt atmalı... Diğerleri umurumda bile değil!!!


Şimdi oyun hamurumu yoğurmaya başlayabilirim. Eğer Koreli olsaydım Başkan bunları yutmazdı, ama yabancı birine, hem de kardeş ülkeden gelen bir konuğun zokasını çoktan yuttu. 


"Sayın Başkan, kardeş ülkenizden geliyorum. Ülkem Asya ve Avrupa topraklarında kıtası olan eşsiz bir konumda. Kültürel olarak İpek Yolu, Baharat Yolu gibi dünyanın en önemli ticaret yolları ülkemden geçti. Ortadoğu, Asya ve Avrupa ülkeleri ile çok çeşitli ilişkilerimiz var. Onları en iyi anlayan biziz, neler istediklerini, nelere evet diyeceklerini biliyoruz. United Ent'ın elemelerine en çok Avrupa kıtasından katılım oldu. Ama yetkililer arasında Asyalı olmayan tek kişi yok. Bu durum çok kötü bir reklama neden olacak, tamamen kültürel bir yanlış anlaşılmadan dolayı. Bu olayın tekrar yaşanmaması için beni fahri devlet müfettişi olarak atamanızı istiyorum. Ben Türk kanallarıyla konuşup daha farklı görüntülerden oluşan haberlerin girmesini sağlamak için anlaştım bile. Bu da ciddi bir şekilde sizi düşündüğümü ve bu konuma önem verdiğimi göstermez mi?"


Başkan söylediklerimi can kulağıyla dinledikten sonra elini Kenan Işık gibi çenesine koyarak düşünmeye başladı. Hadi be çekik Kenan, he de. He de ki ben Gyujin'e 90'ı takayım. Düşünme faslı bitti ve ben, yani Lee Wiu, istediğim cevabı aldım "Haklısın" Başkan kapıyı yavaşça kapattı ve yanıma geldi. "Söylediklerinin hepsi doğru. Kriz anında nasıl davranacağını biliyorsun. Yardımcılarımdan kimse gelip böyle bir olay olabileceğini söylememişti bana. Seni atıyorum, evrekları yarına kadar hazırlatır ve yetkililere yollarım"


"Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim!" diyerek Başkan'ın önünde zoraki bir eğilme seansına başladım. Her şey planıma uygun olarak gitti, bekle beni Gyujin. Acı acı girecek, benim zevklerim ise her yerimden akacak! 



Bütün hayatım boyunca Gyujin benimle uğraştı. Nedenini hiçbir zaman bilemedim. Fil hafızasına sahip bir insanım, Gyujin'e hiç kötü bir şey yapmadım. Sürekli söylediğim sözleri, kurduğum cümleleri üzerine aldı. Girdiğim etkinliklerin hepsine "onu kıskandığım için girdiğimi" söyledi durdu. Halbuki ben sadece sosyal bir hayat ve iyi insanlar istemiştim. Lisede herkes etrafımda pervaneydi. Herkese çok iyi davranıyordum, onlar da bana karşılığını misliyle gösteriyorlardı. Gyujin ise sosyalliğini hırsına borçlu oldu hep. Ben ona takık değilim, o bana takık. Taaa Güney Kore'ye kadar sadece bana inat olsun diye, ayağımı kaydırmak için geldi. Hayattaki tek hayalimi yıkmasına asla izin vermeyeceğim. Seni Seul toprağından sileceğim Gyujin!


Otele geri döndüğümde çoktan hava kararmıştı. Sıcak yüzünden biraz terlemiştim. Hemen duşa girmem gerekiyor, sonra da karnımı tıka basa doyurmalıyım. Mutluluktan uçuyorum, zıplayıp topuklarımı birbirine vurmak istiyorum. Ama yapamam, cool takılmam lazım. İnsanlara istedikleri "yüzü" ben bahşetmeliyim. 


Odama girmeden önce bizi sakar, işe yaramaz ve kendini rezil etmede bir dünya markası olan Gyujin'i Hello Kitty aşkıyla yanıp tutuşan kızla birlikte gördüm. İkisi de yere kapaklanmıştı, yüzlerinden nefret ve utanç akıyordu. Hiçbir şekilde ihtiyacım olduğunu düşünmediğim bu insanların yanından hemen uzaklaşmalıyım. Bana temas ettikleri halde yeteneksizliklerini vücuduma buaştıracaklarına adım gibi eminim. Gyujin'e açıklama yapmak zorunda kalmak dünyanın en zor şeyi. Ama ben bunu bir ego tatmini ve hava atma aracı olarak değil, Gyujin'i sinir etmek için yapıyorum. 

"Sen bütün gün neredeydin?" 

Denyonun sorduğu soruya bak. Sana ne demek isterdim ama daha okkalı şeyleri hak etti.

"Şimdi de kız arkadaşım rolüne mi büründün Gyujin? Hesap mı soruyorsun bana? Aslında sana açıklama yapmak umurumda bile değil. Ancak ben söylemezsem de yarın gazetelerde göreceksin zaten. Bugün siz güneşin altında o saçma dansı yaparken ben belediye başkanını makamında ziyaret edip ülkemizdeki mevkidaşlarının gönderdiği hediyeleri iletip gazetelere röportaj vermekle meşguldüm. Görüyorsun ya? Senin bile hesap edemediğin şeyler oluyor bazen. Hadi şimdi git yat. İki gün sonra yola çıkacaksın. O zamana kadar Kore'nin tadını çıkarman için biraz dinlenmen lazım."

Suratındaki morarma bana bir ömür yeter. Resmen mors oldu! Hem sinir kat sayısı arttı, hem de benim neler karıştırdığıma dair kafasında büyük bir gizem oluştu. Yarın sabahın köründe kalkıp gazete almazsa benim de adım Lee Wiu değil. 

Onların kendi sefil hallerinde bıraktıktan sonra odama girdim. Küveti sonuna kadar doldurdum, bir güzel köpük yaptım. İçine de küçük, sarı oyuncak bir ördek attım. Bazen çocukluğumuza geri dönmek iyidir. Televizyonu açıp haberleri görünce düşüncelerimi doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Ben ileri görüşlü ve altıncı hissi kuvvetli bir insanım. Koreli muhabirlerin çekmiş olduğu Gangnam Style görüntüleri haberlerdeydi. Bu muhabirler inanılmaz hızlı. Çoktan montajlayıp haber formatına çevirmişler, Asyalı çevikiliği işte. İşte Gyujin orada, embesil embesil zıplamaya çalışıyor. Becerebilse neyse ama yetenek olmayınca olmuyor işte. Ben doğuştan dansçıyım. Hello Kitty'li kızı da gördüm. Bu kızın bütün her şeyi kedili sanırım. Fetişlikte gelinen son nokta, parayı küçücük bir kediye yatırmaya devam ederse batar bu. Zaten zengin bir şeye de benzemiyor. 

O kadar tepinen insanın arasında yüzünde yapamamanın verdiği tatlı telaş ve pırıltı olan biri vardı. Uçakta beraberdik bu kızla, ismi Shi Dae'ydi. İçlerinden en kötü Gangnam yapanlardan olmasına rağmen çalıştığı zaman dağları devirecek, tepeye tırmanacak bir görüntüsü vardı. Dediğim gibi ben ileri görüşlü bir insanım. Bu kızı yakın takibime almalıyım, bana rakip olamaz ama tedbiri eldem bırakmamak lazım. Asya kıtasında seksi bir erkek olmanın avantajları sonsuz. Ben de bunun etinden, sütünden, yününden faydalanacağım!

Duşun etkisiyle rahatladım. Aslında amacım direkt yatağa girip uyumaktı ama şeytan spor salonuna git diye dürttü. Mükemmel, altın orana yakın bir vücuda sahip olsam bile spor yapmadan bir gün bile geçirmem. Asansörle lobiye inip spor salonuna geçmeyi düşünürken dikkat çekmemeye çalışan Hello Kitty kızını gördüm. O kadar rezillikten sonra bunu yapması doğal.

En sevimli gülümsemelerimden biri yüzüme yerleştirdim ve yanıma gittim. Büyük bir sevecenlikle "iyi geceler" dedim.

Öküzün trene baktığı gibi suratım baktı. Yüzünün her gözeneğinden paçozluk akıyordu. 
"Merhaba, ben Lee Wiu. Sen de Jae Shi olmalısın."


"Adımı nereden biliyorsun?"

Kız dediğin biraz kibar olur. Bu resmen gel bana bir tane diyor. Yine de üslubumu böyle biri için bozmaya bile değmez. Bu yüzden sempaitkliğe devam...

"Seni koridorda Gyujin isimli gereksiz insanla... Nasıl ifade etsem... ufak bir tartışma içerisindeyken gördüm ve yetkililere kim olduğunu sordum. Onlar da o hengamede bana ismini söylemek yerine direkt dosyanı verdiler."

Bundan sonra o konuştu ben dinledim, ben konuştum o dinlemedi. Bana laf sokup üste çıktığını düşünerek lobiden ayrıldı. Seni defterime yazdım Hello Kitty kızı. En kısa zamanda sürekli yanımda dolaşacak ve benim sözlerime onay verecek bir kukla olacaksın! Bu böyle biline..

Spor salonuna aletlerle çalışırken bir yandan da harıl harıl düşünüyordum. Beynim 24 saat çalışan bir fabrika gibi, asla ara vermiyor. Kendimi sinsi Esra Erol gibi hissediyorum. O milleti evlendiriyor, ben ise buradaki varlıklar manipüle ediyorum. Gyujin kendinden emin bir şekilde Kore'de bir şeyler başarabileceğine inanıyordu. Ben ise bu duruma götümle gülüyorum. Hırslı bir insan olabilirdi ama benim yanıma kocaman bir hiçten ibaret. Ben ünlü olacağım, Gyujin ise anca pespayeliğini sergileyecek. Business classta uçup da ortamı rezil başka bir insan yeryüzünde bulamazsınız. Seçmeleri kazanmak şimdi en önemli durum olmalı. Gyujin'in aklımı karıştırmasına izin veremem. Bütün konsantremi seçmelere vermeliyim. Söyleyeceğim şarkı ve yapacağım dansı çoktan Türkiye'de seçmiştim. Her gün en az bir kere prova yapıyorum ve bu saatlerimi alıyordu.

Saat gece yarısını çoktan geçti artık. Yarınki randevumu erkenden bugüne aldım. Ünlü olmadan önce rahat bir en büyük dünya zevklerinden birini doyasıya yaşamalıydım. Çıkış yapacağım zaman bu tarz buluşmalar çok zor olacak. Dispatch bir yakalarsa idol kariyerim biter. O yüzden hem kendimi, hem de karşımdaki iki güzeli tatmin etmeliyim. Odanın anahtarlarını elimde sallayarak içeri girdim. Kızlar da içeri aım atar atmaz üstüme çullandılar. Bu gece çok güzel olacak! 

Gyujin kendini rezil ederken ben de önümdeki güzelleri bağırttırıyorum. Dünya gerçekten onlar için adaletsiz bir yer. Yarından itibaren takım elbise giyen bir müfettişim. Her şey planıma göre gidiyor, tek eksiği kameraların önünde değiliz. Ama o da yakında olacak!

Kızlarla ikinci tura dönerken sigara içmek için balkona çıktım. Nedenini bilmediğim halde sadece seks yaparken sigara içiyorum. İçime zevkli nikotini çekerken otelin giriş tarafında bağrışlar duyuldu. Kafamı çevirdiğim gibi yine onları gördüm: Hello Kitty kızı Dunkof Gyujin! İkisi de birbirlerini boğazlayacak gibiydi. Otelde ayrıldıktan sonra kesin büyük bir şey oldu. Ben heyecanla onları izlerken Hello Kitty Gyujin'in suratında Osmanlı tokadını patlattı. "Ananı...." diye bağırdım. Gyujin'in yanağını net göremiyor olsam bile beş kardeşin izinin belirgin bir şekilde ortaya çıktığını gördüm. Tam o sırada iki yan dairede Shi Dae de sanırım sesleri duymuş olacak ki; balkona çıktı. Çıkmasıyla çığlık atması bir oldu. İkimiz de birbirime kafa sallayarak hemen odadan çıktım. Kızlara sonra görüşeceğimizi ve acil bir işimin çıktığını söyledim. Sabaha karşı 05:00'te otelden gizlice ayrılalacaklardı. 

Tekrar lobiye indiğimizde danışmanın Gyujin'e ve Hello Kitty kızına "Geldi yine tipini s.ktiklerim" bakışı paha biçilemez bir an gibi gözükse de acil işimiz vardı. İki yana ayrılan "Sansasyonel ikiliden" kedi manyağı olanı ben, umurumda bile olmayan sümüklüyü ise Shi Dae karşıladı.

Otelin meyve barına inerek karşımdaki koltuğa oturttum. Nefret soluyordu resmen, bir ejderha gibiydi. Olanları hemen öğrenmem lazım. Yüzümü telaşlı bir hale sokarak her şeyi anlattıracak o basit soruyu sordum.

"Neler oldu böyle?!"

__________________________________________________


11 yorum:

  1. fahri devlet müfettişi Lee iş başında :D Gyujin'e rahat nefes yok :D :D

    YanıtlaSil
  2. Berbat karakter, mükemmel bir fizik *.* Lanet olası Lee!

    YanıtlaSil
  3. adam her boku düşünmüş yahu bu ne piçlik böyle :D başlarda lee taraftarı olsam da gyujin'e acımaya başladım biraz :b sonunda lee ve gyujin hello kitty kızı için kavga edicek gibi bir his var içimde hadi hayırlısı :D

    YanıtlaSil
  4. Olmamııııış :'( Lee karakteri çok basitleşmiş, sıradanlaşmış.Gizemiyle birlikte orijinalitesini de kaybetmiş. Ben Lee için sıradışı bir hikaye istiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Lee Türkiye'deki sevgilisini de çabuk unutmuş görüldüğü üzere. Çok basit, düz bir kötüye dönüşmüş. Yazık. Sevmiyordum zaten, işime gelir bu hali :P
    Gyujin ve Jae Shi nerelerde neler yaptı meraktan çatlıyorum! Avv bir bölüm daha var ona bakayım.

    YanıtlaSil
  6. Uzun bir aradan sonra pespese geldi bolumler yetisemedim...

    herkes gyujine yukleniyor zaten gyujinde baskalarina zarar vermeye calisirken hep kendini rezil ediyor. kisaca herkes tarafindan ezilyor kendisi dahil tabi bu da okuyucular tarafindan daha fazla destek gormesi demektir bence en one cikan karakter olarak ayrildigini dusunuyorum. ben de sempati duyuyorum kendisine:) bakalim onumuzdeki bolumlerde degisiklik olur mu :D

    YanıtlaSil
  7. Halbuki GyuJin başlarda çok sinir bozucu gelmişti ama Lee bu kadar kötü bir karakter olunca GyuJin'i onu rahatsız etmesi konusunda destekliyorum :D Tabi egosu boyundan büyük karakter Lee, GyuJin'den rahatsız oluyorsa. Umarım GyuJin Lee'nin beklediğinin aksine iyi bir iş çıkartır. Arkandayım Gyujin! :D Ve yine umarım ileri de fikrim değişmez :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk halkı her zaman mağdurun yanında :P Gyujin Oppa jjang!

      Sil
    2. Kesinlikle jjang! :D

      Sil
  8. Gyujin'i de seviyorum bizden biri oldu çıktı, kendi halinde bir çocuk... Business'ta uçup çevresi berbat olan biri = kıroyum ama para bende. :D Ama Lee'nin bu zehir gibi zekasına da hayran olmadım değil yani. Bu ne sinsiliktir yahu, Topbaş'ı bile aracı etti ayak üstü. :D Sevdim ben bu hikaye serüveninizi ^_^

    YanıtlaSil
  9. Guzzi gayet sürükleyici güzel:). Ama ben senin asil satfana ulasmal istiyorum lenaige iope yorumlarina ve senden bir iz yok😭:(((

    YanıtlaSil