Pages

2 Mayıs 2013 Perşembe

[11. Bölüm] - Sessizlik Çok Şey Anlatır




- Sanırım senin dansını izlerken daha fazla dayanamadı :)

Ne tür bir küstah bana böyle seslenebilir? İnsanlar yüzüme baktıklarında onlara verdiğim katıksız masumiyet duygusuna güvenerek söylemek istedikleri kötü şeyleri ya bir sonraki cümlelerine saklarlar ya da vazgeçip ağızlarını hiç açmazlar.Duyduklarıma bakılırsa arkamdaki yabancı işin bu kısmıyla zerre kadar ilgilenmiyordu.Tabii ya!  Bu ses kesinlikle uçaktaki o geniş omuzlu, yanık tenli, geveze çocuğa ait olmalı… Elbette yaptığı küstahlığa verilecek bir cevabım var; ama ağzımdan bir türlü doğru bir kelime çıkmıyordu. Dönerken son derece gerzek bir şekilde “Anlamadım?” diyebildim.

Başımı iyice çevirdiğimde… Ah hayır, tahminim doğru çıkmadı. 

Yanık değil, bembeyaz bir ten. Evet, omuzları da pek geniş sayılmaz, hatta daha güzel bir yüze de sahip olduğunu söyleyemem. Ama güneşin o dakikada yaptığı açıdan mı bilinmez; yüzündeki kocaman alaycı gülümsemeye rağmen karşımda duran bu çocuk dudağımın hafifçe titremesine neden olmuştu.Gözümü kamaştıran güneşi elimle kapatarak yüzüne daha dikkatli bakmaya çalıştım. Ama o beni hızlıca geçiştirip tekrar kalabalığın arasına karıştı.

Her zaman saf ve iyi niyetli bir mizaca sahip olduğumu biliyorum. İnsanların bana söylemek istediklerini ilk seferde anlayamadığım da doğru. Yine de bunlar zararsız şeyler. Buraya gelmekteki amacım saçma bir dansı herkesin gözü önünde rezil etmek değildi. Kalacağımız otele götürülürken aklımdan bu düşünceler geçti. İki gün sonraki elemeler içinson derece kararlı olan ben az önceki dans fiyaskosuyla özgüvenimi yitirmiştim.Tek istediğim odaya gidip ılık bir duş almak.

**************** 

Otele vardığımda lobideki kimseyi görmemeye çalıştım. Görevli adımı okuyuncaya kadar bakışlarımı bir noktaya odakladım.Kimsenin beni görüp de yine alay etmeye başlamasına tahammül edecek durumda değildim. Kendimi o kadar sıkmışım ki içimde biriktirdiğim enerjiyle lobide duran koskoca küpleri birer tekmeyle tuzla buz edebilirdim. Sakinliğimi korumaya çalışmak zordu. Odamı öğrendikten sonra sıkıca kavradığım valizimin tutacak yerindeki derinin sıyrılmaya başlamasıyla ne yaptığımın farkına varmaya başladım. Odanın kapısını çalmadan önce zoraki bir gülümseme takındım. Ilık birbanyoya saniyeler kalmıştı. Tık tık… Kapı açıldığında şaşıracak halim bile kalmamıştı. Merhaba deyip yatağıma oturdum. Hello Kitty fetişisti kız oda arkadaşım olmuş, ne önemi var. Bu sadece bana öğlen yaşadığım o ilginç konuşmayı tekrar hatırlattı. Artık ağlamamak için dudağımı ısırmaya başlamıştım. Banyoya önce girmek için izin istedim. Bol köpüklü ılık bir banyo… Suyu sonuna kadar açtım. At gibi tepinirken herkese sefil gibi görünmüş olabilirim. Ama en azından ağladığımı kimsenin duymasını istemiyorum.
 
Banyodan sonra üzerimdeki ağırlığı bir nebze olsun atmıştım. Valizden kaptığım ince, mavi geceliğimi giyip yatağıma uzandım. Hello Kitty de banyosunu bitirmiş sanırım suyun sesi bir süredir kesilmişti. Derken kapının çaldığını fark ettim. İçeriden ses gelmeyince ben koştum. Kapıyı yavaşca araladım. Sonra karşılaştığım manzarayı biraz daha görmek istercesine sonuna kadar açtım. Gelen meydandaki küstah çocuktu. Artık yüzündeki her bir ayrıntıyı görebiliyordum. Bu kez gözlerimi kamaştıran başka bir şey vardı. Ne tepki vereceğimi kestiremedim. Meydanda yaşanan olay için özür dileyecek gibi konuştu. İkimiz de gülümsedik. Tam ismini soracakken arkadan gelen bağırışla irkildim. Nasıl oldu bilmiyorum ama büyük bir savaşın arasında kalmıştım. Sanki Kuzey Kore banyodan çıkmış kapıdaki Güney Kore’yi görmüş gibiydi. Kurdukları cümlelerden daha önce tanıştıklarını düşündüm. Ama bunlar pek sıradan cümleler değildi. İnce bir alay, bir kışkırtma… Hatırladığım son sahne telaşla yanımıza gelen danışmanla beraber oda arkadaşımı yerdeki gencin üzerinden almaya çalışmamızdı. 

Çocuğun gitmesinin ardından oda arkadaşımızı sakinleştirmeye çalışsam da fayda etmedi. Asıl amacım onu sakinleştirmek değildi halbuki. O çocuğun kim olduğunu öğrenmeliydim. Bildiğim tek şey görevli gelip ona odasına gitmesini emrettiğinde ismiyle beraber söylediği oda numarasıydı. Onun için daha çok endişeleniyordum. Oda arkadaşım gerçekten biraz çirkefti. Olayın iç yüzünü bilmesem de çocuğun ciddi anlamda yaralandığına eminim. Tam da adını soracakken! Of!

Hello Kitty mırıldanırken ben de bir şeyler yapmaya karar verdim. Hemen valizimin minik cebinden çıkardığım not kağıdına bir şeyler karaladım. Bildiğim tek şey oda numarası madem saat geç olmadan gidip ona bu notu vermeliydim. Kitty bir şeylerle ilgilenirken sessizce odadan tüydüm.Odanın kapısına geldiğimde tanımadığım hımbıl bir çocuk beni karşıladı. “Sanırım yanlış oldu” deyip uzaklaşmaya karar vermiştim ki arkamdan bir ses: “Kimi aramıştınız?”dedi. Geri dönüp umarım beni tanımamıştır edasıyla esrarengiz çocuğu tarif ettim. “Sanırım Gyujin’den bahsediyorsun?” dedi. Gyujin! Ne kadar kolay oldu!Teşekkür edip notu ona vermesini söyledim. Biraz daha kalırsam ona bir şeyler hatırlatırım korkusuyla hızla uzaklaştım. Odaya döndüğümde saat iyice geç olmuştu. Hemen yatağıma uzanıp Gyujin’i düşünmeye başladım. Kitty’nin neyle uğraştığı konusunda zerre kadar fikrim yok. O henüz yatmamıştı. Gyujin…Güldüğünde dudağının sol kenarında ufak bir çukur oluşuyordu. Bir daha onu nezaman görecektim? Bu düşüncelerle uykuya dalmışım…

****************

Sanki odanın içinde patlak veren inanılmaz bir gürültüyle uykumdan sıçradım.İki kişi ölümüne kavga ediyordu. Telaşla balkona fırladım. Gözlerimi ovuşturup otelin girişine doğru baktığımda Gyujin ve Hello Kitty’nin tartıştığını gördüm.Şlak! Hayır! Kitty, Gyujin’e kocaman bir tokat atmıştı! Bunu görünce çığlığıma engel olamadım. Burnuma gelen tütün kokusu ile kendime geldim. Sol taraftaki bir balkondan bana bakan uçaktaki geveze çocuktan başkası değildi. Arkadan görsem bile bu akşam kavgayı ayırırken de onun orada olduğuna eminim. İkimiz de kafa sallayarak aşağı inmemiz gerektiğine karar verdik.

Lobide karşılaştığımız manzara hiç iç acıcı değildi. Hello Kitty burnundan soluyordu. Tokat mağduru Gyujin’in yüzünde pespembe bir el izi vardı. Danışman şunları odasına götürün emrini verdiğinde uçaktaki geveze ve ben önce olayı dinleyelim fikrindeydik. Hello Kitty ve geveze otelin barına indiler. Bense Gyujin’i rahatça nefes alabileceği bir yere götürmek istedim. Koluna girip asansöre binmesini sağladım. Başını eğmiş yüzüme dahi bakamıyordu. Yüzündeki iz oldukça büyük olmalı. Hareketsiz duruşundan her şeyi bana bıraktığını anladım. Hafifçe roof düğmesine dokundum. Vardığımızda o önden inip çatının kenarına oturdu.
O gece Gyujin’e defalarca neden tokat yediğini sordum.Yüzüme bile bakmadı. Hello Kitty ile sorununun ne olduğunu öğrenmeye çalıştım.O sadece sustu. Ben de susmak iyi gelir düşüncesiyle daha fazla üstelemedim. 

Güneş doğana kadar ayaklarımızı aşağıya sarkıtmış bir vaziyette susarak oturduk. Güneşin doğuşunu yine aynı sükunette izledikten sonra o hiçbir şeysöylemeden odasına gitti. Garip ama üzgün değilim. O gece sanki hiç konuşmadan birbirimize bir sürü şey anlattık.

****************  
Kalan süre içerisinde Gyujin’e hiç rastlamadım. Defalarca kez çatıya çıktım, yoktu. Gece sabahlara kadar onu balkonda bekledim, sol taraftan beni izlemeye teşebbüs eden geveze çocuk dışında bir şey göremedim. Odasına gittiğimde ya içeride yoktu ya da hımbıl çocuğa öyle dedirtiyordu. Bir kere yemek salonundaki kolonun arkasından onu görür gibi oldum. Ağzımı aceleyle silip arkasından koşmak için kalktığımda o çoktan kaybolmuştu.

Böyle rutin ve sıkıcı iki günün ardından nihayet seçmelerin yapılacağı vakit gelip çatmıştı. Yine bir otobüse doluşup United Ent.’ın yolunu tuttuk. Vardığımızda şirketin koridoru ballad ve rap seslerine karışan dans adımlarıyla çınlıyordu. Bu seslerin arasında onunkine benzer bir şey bulamadım. Bu sırada heyecandan sürekli kuruyan boğazımı suyla ıslatmak için cafeye inmeye karar verdim. Lakin şirket o kadar büyük ki lanet olası cafeyi bir türlü bulamıyordum. Sonunda amacıma ulaşıp buz gibi şişeden koca bir yudum aldım. Seçmelerin yapılacağı salona dönerken bir merdiven keşfettim. Çatıya gidiyor olmalıydı. Acaba orada mıdır? Hala vakit varken şansımı denemeliydim. Hızla merdivenleri tırmandım. Çatıya vardığımda o sırtı dönük bir şekilde ellerini iki yana açmış gökyüzüne bakıyordu. Durup bir süre izledim. Sonra elimden kayanşişe yere düşüp paramparça oldu. Dizlerim üstüne çöküp kırılan şişeye bakarken bana doğru yaklaşan adımlarının sesini duymaya başladım. Kalbim deli gibiçarpıyordu. Tam eğilip ilk cam parçasını alacakken hızla elimi kavrayıp benikendine doğru çekti. Yüzünün sıcaklığını omzumda hissettiğimde dizlerimin bağı çözülüyor gibiydi. Aniden sarılması şok etkisi yaratsa da o an hiç bitmesin istedim. Konuşsak büyü bozulacak korkusuyla bir süre hiç konuşmadan öylece sarıldık. Zaman nasıl geçti anlamadım. Onu saran bileğimden son anda farkettiğim saat seçmelerin yaklaştığını işaret ediyordu. Kendimi çekip ona saati gösterdim. Beraber seçmelerin yapılacağı salonun bulunduğu kata indik. Bu süre içerisinde hiç konuşmamıştık. Konuşmadan hissedebildiğiniz nadir insanlar vardır. Benim için Gyujin onlardan biriydi artık.

Koridora vardığımızda tanıdık birçok yüzle karşılaştık. Hello Kitty, geveze çocuk, hımbıl ve meydandaki diğerleri… Hepsi oradaydılar. Herkes göğsüne yapıştırılmış numaralarıyla hazır bekliyordu. Kimi tırnaklarını yiyor, kimi camdan yansıyan görüntüsüyle saçlarını düzeltiyorkimiyse yaptıkları garip hareketlerle yüz kaslarını gevşetiyorlardı. Ben heyecanla sıramın gelmesini beklerken numaramın okunduğunu duydum. Ama görevli benimle beraber bir numara daha söylemişti. Numaranın kimin olduğuna bakmadan aceleyle yerimden kalktım. Salona girip jüri karşısına emin adımlarla ilerledim. Giren diğer numaraya bakmadan jüriye neden iki kişi çağırıldığımızı sordum. Aldığım cevap şöyleydi:

“Seksi bir dans için sizi çift olarak belirledik. Seçmenizi bu dans üzerindendeğerlendireceğiz.”
“Seksi dans?! Bir dakika şey…”
“Siz de içeri buyurun diğer katılımcı…” Diğer katılımcıya bakmak için hafif bir şekilde kafamı çevirdim.

OLAMAZ! Zamanı durdurun!

__________________________________________________




3 yorum:

  1. Ay ben bu kızı yiriim XD Sevimlilik muskası bu yahu XD Gyujin hala favorimsin XD

    YanıtlaSil
  2. Lütfen.. ama lütfen! Tek bir ricam var! Sağ gösterip sol vurmayın! Çebal asdfghjk O kişi ee falan çıkmasın lütfen! Gyujin çıksın! asdfghjk
    Ben bu Shin Dae'yi çok sevdim. Masum, tatlı, içten aaahh çok şeker!
    Shin De'nin iç dünyası ve etrafa dair (Şey.. etraftan ziyade Gyujin aslında. Gözü pek de başka bir şey görmüyormuş gibi) gözlemleri çok hoşuma gitti. Shin Dae fighting!

    YanıtlaSil
  3. Sanirim hikayedeki tek normal ve iyi karakter degerini bilelim:P

    okudukca soyle dusunuyorum tum karekterler pek kotu niyetli unlu olup kameraya en iyiyi mi oynayacaklar iyi kizi kotu mu gosterecekler falan filan;) neysecigime sonucta kotu niyet bir yere kadar secmeler basladi kim daha yetenekli cikacak ben onu merak ediyorum. birde bu kizimiz dans edemiyordu ki seksi dansi nasil yapacak ama esi gyujin olursa gecemez sanki cunku hic onun yeteneginden bahsedilmedi bence lee olacak:)

    YanıtlaSil